<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-6107851623088475362</id><updated>2011-09-14T21:38:56.571+03:00</updated><category term='Fotoğraftan Çıkanlar'/><category term='Tek Kelimeden Anladığım'/><category term='Başka Şeyler'/><title type='text'>Sakladığım Hikayeler</title><subtitle type='html'>Öykü Atölyesi'nce belirlenen resim ve konu başlıklarını esas alarak yazdığım hikayelerin sergi alanı.</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://beynimiterkedenhikayeler.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6107851623088475362/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beynimiterkedenhikayeler.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Fashistanbuller</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03407044890818315200</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_YrP4Y1TOBMI/S5mG5u7UqbI/AAAAAAAAC9M/FPDopFS6a_U/S220/_MG_8218.JPG'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>18</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6107851623088475362.post-2792252857029738894</id><published>2011-02-25T01:28:00.000+02:00</published><updated>2011-02-25T01:30:15.208+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Başka Şeyler'/><title type='text'>Yeniden Beraberiz Öykü Atölyesi Sizden Gelenler Köşesinde</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-vsVvuApcqMo/TWbp-VhNNqI/AAAAAAAADqA/mk3rDrqSJ-k/s1600/Picture%2B3.png"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 219px; height: 180px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-vsVvuApcqMo/TWbp-VhNNqI/AAAAAAAADqA/mk3rDrqSJ-k/s320/Picture%2B3.png" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5577402445682521762" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6107851623088475362-2792252857029738894?l=beynimiterkedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beynimiterkedenhikayeler.blogspot.com/feeds/2792252857029738894/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://beynimiterkedenhikayeler.blogspot.com/2011/02/yeniden-beraberiz-oyku-atolyesi-sizden.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6107851623088475362/posts/default/2792252857029738894'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6107851623088475362/posts/default/2792252857029738894'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beynimiterkedenhikayeler.blogspot.com/2011/02/yeniden-beraberiz-oyku-atolyesi-sizden.html' title='Yeniden Beraberiz Öykü Atölyesi Sizden Gelenler Köşesinde'/><author><name>Fashistanbuller</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03407044890818315200</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_YrP4Y1TOBMI/S5mG5u7UqbI/AAAAAAAAC9M/FPDopFS6a_U/S220/_MG_8218.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-vsVvuApcqMo/TWbp-VhNNqI/AAAAAAAADqA/mk3rDrqSJ-k/s72-c/Picture%2B3.png' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6107851623088475362.post-3195656772391715069</id><published>2011-01-31T20:14:00.005+02:00</published><updated>2011-02-25T01:24:33.947+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tek Kelimeden Anladığım'/><title type='text'>Keşke...olsaydı</title><content type='html'>&lt;div&gt;Sonunda ona sarıldı.&lt;div&gt;Bu kadar zaman sonra ilk defa...ama son defa da.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ona ilk sarılışının veda etmek için olması ne kadar ironikti.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hiç bir zaman duygularından bahsetmemiş, ona olan hislerini açmamıştı ama sarılışı hepsini özetliyordu.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Çünkü bir yaprak gibi titriyordu. Belki de bunu hissettirmemek için sarılışını kısa tutmuştu ama o hissetmişti. Hissedilmeyecek gibi değildi ki; zangır zangır titriyordu.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;i&gt;Her bir titremede aralarında konuşulmamış kelimeler saklıydı&lt;/i&gt;.  Belki onlardan biri seni seviyorum değildi ama yeterince vakitleri olsa o da olacaktı. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Seni istiyorum, şimdiden özlüyorum, bırakmak istemiyorum, görmek istiyorum, düşünmeden duramıyorum, tanımak istiyorum... Tanımak istiyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Daha onu tanımadan nasıl hissetmişti bunca şeyi? Daha önce hiç olmamış mıydı? Hiç başına gelmemiş miydi? Gelmişti. Her aşık oluşunda başına gelen şeylerdi bunlar ama daha önce kimse onu bir yaprak gibi titretmemişti&lt;i&gt;. Hiç bir şey konuşamamış olmanın verdiği gerginlik boşalıyordu sanki. &lt;/i&gt;Neredeyse kollarına yığılıp kalabilirdi. Hemen geri çekildi. Daha sonra kendisinin bile hatırlamayacağı bir şeyler geveledi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Görüşürüz." mü dedi, "Kendine iyi bak." mı dedi hiç hatırlamayacaktı. Arkasından bakıp bakmadığını bile hatırlamayacaktı. Karanlık ve soğuk geceye doğru yürürken onu son defa görüp görmediğini bile bilmiyordu. O ise dönüp arkasına bile bakmadı. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Döndü yukarı çıktı. Oturdu televizyonun karşısına. Boş gözlerle kanal kanal dolaşmaya başladı. Sakinleşmek için bir kadeh bir şey koydu. Nasıl bittiğini anlamadı, bir kadeh daha koydu. Onunla bir kadeh içmek ne güzel olurdu diye düşündü, eşliğinde bir iki bir şeyler dinlemek, şu anlamsız televizyon programlarını birlikte seyretmek...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;O sırada televizyonda bir son dakika haberi çıktı. Bir vur kaç. Yerde, daha önce gördüğüne yemin edebileceği kırmızı bir kaban, içinde cansız bir beden... Polis araçları, ambulans, kameralar... Bu defa vücuduna daha öncekine benzemeyen bir titreme geldi. Ta içinden, vücudunun merkezinden bir ateş topu patladı. Tuttuğu gibi elindeki şişeyi televizyona fırlattı. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;*** &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Kapıdan çıkıp karanlığa karıştıktan sonra hiç beklemediği o titremeyi aklından çıkartmaya çalışıyordu. Bugüne kadar nasıl oldu da anlamamıştı? Anlamıştı, anlamıştı da anlamamazlıktan gelmişti. Zaten o yüzden sarılmasını da hiç beklemiyordu. Hele o titremeyi hiç. Bu kadarını beklemiyordu. Bir süre bunları düşündü ama yolun yarısında unutmuştu bile. Üşüdü, kırmızı kabanın kapşonunu başına geçirdi. Elleri cebinde, adımlarını hızlandırdı. Öyle soğuktu ki başını kaldırıp yanından geçen insanlara bakamıyordu, önüne eğmiş rüzgara karşı yürüyordu. Zaten bu sayede onu gördü. Yerde oturuyordu. Bir köşeye sinmiş soğuktan titriyordu. Öyle ki sanki sarsılmaktan ölebilirdi. Üstünde sadece bir gömlek ve yırtık pırtık bir pantolon vardı. Ayakları çıplaktı. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Önünden yürüdü geçti. Tam geçerken oturduğu yerden kafasını hafif yana eğerek kan çanağı gözlerle yukarı bakınca göz göze geldiler. Tam önünden geçmişti ki ayakları önlenemez şekilde olduğu yere çakıldı. Geri dönmeden bir kaç adım geri attı, önünde durdu. Bir şeyler mırıldanıyordu. Onu daha iyi duyabilmek için yanına çömeldi. Kulağını dudaklarına yaklaştırdı. Sokakta yaşayan bu insanla neredeyse yanakları birbirine değmek üzereydi. "Ççççç...çççoooo....çoçooçooçooo..çoçook soooğuk." Hiç tereddüt etmedi, üstündeki kırmızı kabanı ani bir hareketle çıkartıp onun sırtına geçirdi. "Sağ cebinde de biraz para var. Yiyecek bir şey alırsın. Hatta iyisi mi şöyle içecek sert bir şeyler al da, ısıtsın seni." Yine göz göze geldiler.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kabanı çıkartınca dondurucu soğukta üşümeye başladığını farketti. Gelen ilk taksiyi çevirip içine atladı. Az önce düşündüklerini unutmuştu bile. Ne titremeler kalmıştı aklında ne de sarılma. Sadece eve gidip bir şeyler içmek istiyordu.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;***&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Televizyona fırlattığı şişe ekranın köşesinde patlamıştı. Kırmızı kabanın altında yatan cansız bedeni seçemiyordu. Polis de kameralara doğru dürüst çekmeleri için müsade etmiyordu. Daha az önce görmüştü, nasıl yanılıyor olabilirdi. O kabanı tanıyordu. Keşke yeşil olsaydı ama kırmızıydı. Oydu.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;i&gt;Bu hikaye Öykü Atölyesi'nin belirlediği &lt;a href="http://oykuatolyesi.blogspot.com/2010/02/yeni-kelime-keske-olsayd.html"&gt;"keşke...olsaydı"&lt;/a&gt; kelimelerinin beynimden kovaladıklarıyla yazılmıştır.&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6107851623088475362-3195656772391715069?l=beynimiterkedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beynimiterkedenhikayeler.blogspot.com/feeds/3195656772391715069/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://beynimiterkedenhikayeler.blogspot.com/2011/01/keskeolsayd.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6107851623088475362/posts/default/3195656772391715069'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6107851623088475362/posts/default/3195656772391715069'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beynimiterkedenhikayeler.blogspot.com/2011/01/keskeolsayd.html' title='Keşke...olsaydı'/><author><name>Fashistanbuller</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03407044890818315200</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_YrP4Y1TOBMI/S5mG5u7UqbI/AAAAAAAAC9M/FPDopFS6a_U/S220/_MG_8218.JPG'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6107851623088475362.post-4510743960030854416</id><published>2010-09-22T18:31:00.006+03:00</published><updated>2011-01-31T18:33:20.567+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tek Kelimeden Anladığım'/><title type='text'>Yeniden Beraberiz</title><content type='html'>Kadehin ardından görünen her şeyin şekli şemali kayıyordu. Binalar uzuyor, bulutlar bulanıklaşıyordu. Arkadan zar zor müziği duyuyordu, "kimseye etmem şikayet, titrerim..." falan filan. &lt;div&gt;Tam o anlardan biriydi. Eylül'dü ama değildi. Tarih, saat belliydi ama değildi. Öyle bir andı ki, hani insanın kendi kendiyle olduğu, medeniyetin belirlediği değil de, kendi hayatının belirlediği zamanda bir yerdeydi. 21 Eylül 2010 saat 19.09 değildi yani. 35 yıl, 2 ay, 11 gün, 21 saat, 10 dakikaydı.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ne yaptım diye düşündü. Ben ne yaptım?&lt;br /&gt;Çekip vurmuştu. Göğsünden ince bir kan sızıyordu. Kırmızı ince bir iplik gibiydi. Sanki işaret parmağının etrafına dolayıp hızla çekse kopacakmış gibi hissediyordu. Bakarken aklına kanın aslında yeşil olduğu geldi. Yıllar önce bir yerlerde okumuştu; kan aslında yeşildi, açığa çıkıp oksijenle temas edince kırmızıya dönüşüyordu.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kendisini bu düşüncelerle daha ne kadar oyalayabilirdi, gerçekte olup bitenlerden daha ne kadar uzak tutabilirdi? İstediği kadar anlamsız düşüncelere kapılsın gerçek önündeydi, bu anın içindeydi, kaçış yoktu. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kandan iplik gittikçe kalınlaşıyordu. Yanında ufak bir birikinti haline dönüşmüştü. Ölmek üzere olduğunu anladı. Son bir kaç kelime etmek istiyordu ama ne anlamı vardı ki? Neye yarardı? Bir kaç dakika içinde her şey sona erecekti. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İşaret parmağını kan birikintisine batırdı. Yanağına savaş boyasına benzer çizgiler çizmeye başladı. Kendi kendine mırıldanarak, teker teker çizdi. Onu hatırladı. Birazdan kavuşacaklardı. Gözleri ağırlaşmaya başlayıp kapanırken ağzından zar zor duyulan iki kelime çıktı "yeniden beraberiz".&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;Bu hikaye &lt;a href="http://oykuatolyesi.blogspot.com/2010/11/yeniden-beraberiz.html"&gt;Öykü Atölyesi'nce &lt;/a&gt;belirlenene "Yeniden beraberiz" kelimelerinin beynimden kovaladıklarıyla yazılmıştır.&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6107851623088475362-4510743960030854416?l=beynimiterkedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beynimiterkedenhikayeler.blogspot.com/feeds/4510743960030854416/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://beynimiterkedenhikayeler.blogspot.com/2010/09/yeniden-beraberiz.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6107851623088475362/posts/default/4510743960030854416'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6107851623088475362/posts/default/4510743960030854416'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beynimiterkedenhikayeler.blogspot.com/2010/09/yeniden-beraberiz.html' title='Yeniden Beraberiz'/><author><name>Fashistanbuller</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03407044890818315200</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_YrP4Y1TOBMI/S5mG5u7UqbI/AAAAAAAAC9M/FPDopFS6a_U/S220/_MG_8218.JPG'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6107851623088475362.post-202191345447065558</id><published>2010-09-11T23:10:00.001+03:00</published><updated>2010-09-11T23:10:13.785+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Başka Şeyler'/><title type='text'>Bize HAYIR Demeyi Öğretmediler</title><content type='html'>Biz hep iyi çocuklar olmak üzere yetiştirildik.&lt;div&gt;Büyüklerine hayır deme.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Öğretmenlerine hayır deme.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kocana hayır deme.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Arkadaşlarına hayır deme.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Herkesi mutlu etmeyi amaç edin.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kendi mutsuzluğun anlamına bile gelse daha çok evet demeye çalış.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kaç kere HAYIR demeyi öğrenmek istediniz? Kaç kere HAYIR demiş olmayı dilediniz? Bahse girerim hayatınızdaki pişmanlıkların hepsini değilse bile, çoğunu HAYIR demeyi bilmediğiniz için yaşadınız.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;HAYIR diyemediğiniz bir arkadaşınız kullanmıştı sizi...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;HAYIR diyemediğiniz için kopyadan yakalanıp disiplin cezası aldınız...&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;HAYIR demediğiniz bir çocuk kırmıştı kalbinizi...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;HAYIR demediğiniz için ailenizin istediği bölümde okudunuz, kendi istediğiniz değil...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;HAYIR diyemediğiniz için yıllarca hakettiğiniz ücretin altına çalıştınız...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;HAYIR demediğiniz için 4 çocukla, 4 duvar arasına sıkışıp kaldınız...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu defa HAYIR'ınız sadece sizin hayatınızı değil, hepimizin hayatını etkileyecek. Bütün Türkiye'nin hatta yarın evet diyeceklerin bile - farkında değiller ama - hayatını kurtaracak belki...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Belki sadece kolaylaştıracak, adalet, hak, hukuk getirecek...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yarın HAYIR demeyi öğrenmek için güzel bir gün. Hayatınızda bir kez elde edebileceğiniz önemli bir fırsat. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bizi yıllarca gelenek, görenek için, örf, adet için, ahlak, terbiye için, hepsinden ötesi kolay idare edilebilmemiz için HAYIR'sız yetiştirenlere yarın cevap veriyoruz.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Biz kendi kendimizi idare edebiliriz!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Biz kendi adımıza karar verebiliriz!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Biz bağımsız yaşayabiliriz!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Alın size bundan sonraki tüm HAYIR'ların ilki:&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: x-large; "&gt;HAYIR!&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: x-large; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium; "&gt;Yarınlar hepimize HAYIR'lı olsun.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium; "&gt;Herkese iyi geceler ve bol şans!&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6107851623088475362-202191345447065558?l=beynimiterkedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beynimiterkedenhikayeler.blogspot.com/feeds/202191345447065558/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://beynimiterkedenhikayeler.blogspot.com/2010/09/bize-hayir-demeyi-ogretmediler.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6107851623088475362/posts/default/202191345447065558'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6107851623088475362/posts/default/202191345447065558'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beynimiterkedenhikayeler.blogspot.com/2010/09/bize-hayir-demeyi-ogretmediler.html' title='Bize HAYIR Demeyi Öğretmediler'/><author><name>Fashistanbuller</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03407044890818315200</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_YrP4Y1TOBMI/S5mG5u7UqbI/AAAAAAAAC9M/FPDopFS6a_U/S220/_MG_8218.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6107851623088475362.post-1908959815480620190</id><published>2010-07-10T12:49:00.005+03:00</published><updated>2010-07-10T13:47:14.060+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fotoğraftan Çıkanlar'/><title type='text'>Manzaranın Köşesindeki Çöp Kutusu</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_YrP4Y1TOBMI/TDhGQpPCgSI/AAAAAAAADSU/zBQ7FSkTV8c/s1600/SNC00877.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_YrP4Y1TOBMI/TDhGQpPCgSI/AAAAAAAADSU/zBQ7FSkTV8c/s320/SNC00877.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5492216997339103522" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Doğum günüydü...&lt;div&gt;Denize karşı oturmuş, karışık omletiyle sıcak çayını içerken ne kadar mutlu ya da mutsuz olduğunu sorguluyordu. Bugün yolun yarısıysa o zamanı ne kadar iyi geçirdiğini düşünüyordu. Genelin standartlarına göre kariyerinde, ilişkilerinde büyük başarıları olmuştu. İnsaniyet ve hayvaniyet namına da bugüne kadar bir kaç iyi iş yaptığı söylenebilirdi. Ama kimin standartlarına göre? &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ona göre başarılı olmak genel geçer kriterleri yerine getirmek demek değildi. Ona göre başarı kendi istediklerini, kendi dilediklerini gerçekleştirmekti. Sonucun başarılı ya da başarısız olması önemli değildi, hayata geçirmiş olmak yeterliydi. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şimdi bakıyordu da hayat mı ona geçirmişti yoksa? Bu kadar zamanda hiç bir şey yapamadığını daha doğrusu yapmadığını düşünürken ve ikinci çayını ısmarlarken önündeki deniz manzarasının tam köşesindeki çöp kutusunun yanına bir adam geldi. Belli ki bir evsizdi. Üstündekiler kesinlikle dökülmüyordu ama onun için alınmadığı kesindi. Pantolon paçaları ayak bileğinin üstünde bitiyor, üstündeki mont ise en az 3 beden büyük geliyordu. Daha sonra adamın giydiklerini farklı bir bakış açısıyla değerlendirdiğinde belki de paçaları gece onu izleyen karanlıktan daha rahat kaçabilmek için yerlere sürünmesin diye kesildiğini, üstüne oturan bir mont bulduktan açlıktan verdiği kilolar yüzünden artık montun içinde kaybolduğunu görecekti. Ama bunları çok sonra düşünecekti. Şimdi tek düşünebildiği adamın çöpe uzanıp içindeki plastik bardağın kamışından bir şeyler içebilme çabasıydı. Defalarca alıp bitiremediği ya da sadece buzları kaldığı için attığı içecekleri düşündü. Demek ki arkasından onları da içen biri vardı. Yaz olması kötüydü çünkü eriyen buzlar hızla buharlaşıp uçuyor, o içenlere hiç bir şey kalmıyor olmalıydı. Bir an duraksadı ve bunu düşündüğüne utandı.  &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Aklından bunlar geçerken adam gitmişti bile. Adamı görmeden düşündüklerini hatırladı. Daha da utandı. Hepsinin ne anlama geldiğini düşünmeden düşündü, yüreğinde ve kapladığı boşlukta ve boşluğun boş kalışında hissetti.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Manzaranın köşesindeki çöp kutusuna hafif kilolu genç bir kız yaklaştı. Elindeki boş su şişesini çöpe attı.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6107851623088475362-1908959815480620190?l=beynimiterkedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beynimiterkedenhikayeler.blogspot.com/feeds/1908959815480620190/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://beynimiterkedenhikayeler.blogspot.com/2010/07/manzarann-kosesindeki-cop-kutusu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6107851623088475362/posts/default/1908959815480620190'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6107851623088475362/posts/default/1908959815480620190'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beynimiterkedenhikayeler.blogspot.com/2010/07/manzarann-kosesindeki-cop-kutusu.html' title='Manzaranın Köşesindeki Çöp Kutusu'/><author><name>Fashistanbuller</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03407044890818315200</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_YrP4Y1TOBMI/S5mG5u7UqbI/AAAAAAAAC9M/FPDopFS6a_U/S220/_MG_8218.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_YrP4Y1TOBMI/TDhGQpPCgSI/AAAAAAAADSU/zBQ7FSkTV8c/s72-c/SNC00877.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6107851623088475362.post-6515042349687485296</id><published>2010-05-31T16:51:00.004+03:00</published><updated>2010-05-31T17:34:49.150+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Başka Şeyler'/><title type='text'>Haaaaaaaaaaaaaa</title><content type='html'>Küçüle küçüle ne hale geldim. Kendim aldığımı sandığım kararlarla...Görmemezlikten geldiğim ayrıntılarla...Başkasının hayatını yaşadığımı hissettiğim anlarda, yaşamamam gerektiğini düşündüm. Kendi hayatımı yapamamışım. Yapan var mı hep merak ettim. &lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sandığım kadar iyi olmadığımı anladığım anlık ümitsizliklerde yok olmak istemek, sonra iyi olup olmamanın kimlerin kriterlerine göre olduğunu hatırlamak ve o kriterlerde bir hayat yaşamak istemediğimi hatırladım. Kendime geldim.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Eskiden kendine acımak, içip başarızsızlıklarını kutlamak, ağlamak bir beceri gibi gelirdi. Bunların hepsi "biliyorum" demekti. "Doğru kriterleri biliyorum, onları yakalayamadığımı görecek kadar zekiyim, kabul edecek kadar alçakgönüllü ve acısını dışa vuracak kadar cesurum."&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ne oyun ama! Nasıl bir tiyatro!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kimin kriterleri? Neyi yakalayamadım? Ulan yakalayayım diye kendime dürüst kalamadım. Şimdi görüyorum da utanıyorum kendimden. Aman ne kadar başarılı olmuşum, ne kadar mutlu! Şak şak şak şak bravo. Yine başkalarının kriterlerine göre başarılı ve mutlu. Alayınızı...!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Esas şimdi yapıyorum zor olanı. Şimdi kendi kriterlerime göre başarısız olduğumu görüp de onları yakalayamadığımı görecek kadar cesurum (zeki değil), kabul edecek kadar insanım (alçakgönüllü değil) ve acımı dışa vuracak bir şey görmüyorum çünkü acımıyor. Acıtamaz. Sinirlendirebilir. Öfkelendirebilir. Ve bununla ilgili bir şey yapamayacağımı gördüğüm an hüzünle güldürebilir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ben oldum...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;oldum mu ne...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Perde kapanır.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Brava!!!!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Brava!!!!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Tekrar! Tekrar! Tekrar!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bütün tiyatro ayaktaydı. Tiyatro dediğim şu post-modern fikirlerden. Hani şu evin salonundan hallice mekanın tiyatroya dönüştüğü hallerden. Oldu olacak 40 kişi ama hepsi ayakta. Oyun sonrası kokteyldeki yorumlar komik, gerçek değil, yani en azından söyleyen gerçek olmadığının farkında değil.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Kızım oyunculuk süper! Pörfekt diyorum ya! Sımokin' hani! Ama bir de yazmışsın. Yani inanılmaz bir yeteneksin Ayşe!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Di mi? Öyleyim di mi? Tenks canım. Şampanya aldın mı?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Almaz mıyım? Çileklerle harika düşünmüşsün ama artık Berlin'de falan votka şat ve havyara kaydı bu. Rus usulü çok in! Hadi bir dahaki sefere. Oyunun affettiriyor kendini.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Sağol canım aklımda tutacağım (S....git, o...karı! Kaç oyun, kaç sergi gördün sen?)&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Heeeey Ayşe! Ayşe! Ayşe! Bak tanıştıriim Matteo. Bütün oyunu kendisine çevirmek zorunda kaldım ama değdi. Bayıldı kızım sana. Matteo oyuncu koçu. Bulunmaz fırsat. Sadece 3 hafta İstanbul'da. Belki başka konularda da koçluk yapar ha! Hahahahaha!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Ya git işine.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Sahi diyorum kızım.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- ıııı...Aşe...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Aşe değil. Ayyyşe güzelim Ayyyyşe.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Oooo OK. I-şe.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Bravo. Aynen.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Great performans. Daaa iiiii olbiliiii. I help yu.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Belki başka bir hayatta Matteo'cum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Ya kızım bak büyük fırsat diyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Ya ben de diyorum ki fırsat istemiyorum. Sana göre fırsat o. Hadi çilek zıkkımlan, havyar zıkkımlan.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Herkes gitsin ya. Bunu oyun sanan her gerizekalı gitsin ya.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Ayşe Hanım.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Buyrun. Sizi tanıyamadım.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- İtiraf etmem gerek, ben davetsiz katıldım oyununuzun galasına. Baktım herkes dalıyor bir yerden içeri. Araya kaynadım. İyi ki de kaynamışım.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Çok sevindim. Siz nasıl buldunuz bakalım? Çok "gerçek" olmuş mu bari? Oyunculuk mu şahane, yazarlık mı? Yıkılmış mıyım? Çok Berlin-esque olmuş mu? Ne olmuş?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Ayşe Hanım, ben sadece elinizi tutmak istedim. Siz kalkıp gerçekleri bir monolog yapmışsınız, tüm bu sizi güya en iyi tanıyan insanlar da hepsini oyun sanmış. İçgörünüz kuvvetli diye değerlendirip şampanya eşliğinde yorum yapıyorlar. O yüzden ben sadece elinizi tutmak istedim.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Ben de elimi tutarken sizinle en yakın köprüden atlamak istedim şimdi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Ben de atlamayın diye tutmak istedim işte. Bunları çözmüşken atlanır mı?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Ne zaman atlanır?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Çözdüğünüzü sandıklarınızı da çözemediğinizi anladığınızda...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- mı atlanır?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Hayır....anladığınızda hiç bir şeyin çözülmek için yaşanmadığını anladığınızda atlayacak bir şey olmadığı anlaşılır. Buraya boşuna girmiş olamam. Sizi tutmaya gelmişim belli ki. Tutabildim mi?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Tuttunuz.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Gidebilir miyim o zaman?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Biraz daha kalsaydınız. Burada çok yalnızım.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Malesef bir yemeğe yetişmem lazım.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- En azından adınız?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Ayşe.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Adaşız!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Di mi? Öyle di mi?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Ayşeeeeeeeeee! Hadi görl! Yemeğe geç kaldık. Ne yapıyorsun o camın önünde tek başına beybi?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Ha?.....Haaaaaaaaaaaaaaaaaaa.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6107851623088475362-6515042349687485296?l=beynimiterkedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beynimiterkedenhikayeler.blogspot.com/feeds/6515042349687485296/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://beynimiterkedenhikayeler.blogspot.com/2010/05/haaaaaaaaaaaaaa.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6107851623088475362/posts/default/6515042349687485296'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6107851623088475362/posts/default/6515042349687485296'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beynimiterkedenhikayeler.blogspot.com/2010/05/haaaaaaaaaaaaaa.html' title='Haaaaaaaaaaaaaa'/><author><name>Fashistanbuller</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03407044890818315200</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_YrP4Y1TOBMI/S5mG5u7UqbI/AAAAAAAAC9M/FPDopFS6a_U/S220/_MG_8218.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6107851623088475362.post-5257768761988370260</id><published>2010-04-26T19:43:00.004+03:00</published><updated>2010-04-26T20:21:53.941+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Başka Şeyler'/><title type='text'>Öbürü Ölüyor...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_YrP4Y1TOBMI/S9XKvz_wAfI/AAAAAAAADHM/xgNu4SWPioQ/s1600/SNC00519.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 240px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_YrP4Y1TOBMI/S9XKvz_wAfI/AAAAAAAADHM/xgNu4SWPioQ/s320/SNC00519.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5464496645644222962" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Kuş boku dedi.&lt;div&gt;Kuş boku falı bakalım mı?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hayvancağızın ihtiyacı dedi. Neden iğreniyorsun ki? Sen her gün yapıyorsun. Yani sağlıklıysan tabii.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İkisi birlikte güldüler.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bir yıl bile olmamıştı sakat kalalı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yine de hiç bu kadar gülmemişti.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;10 ay olmuştu. Hiç yürüyemeyecek sanırken topallıyordu işte. Mutluydu. Pencerenin çok yakınından geçen martıya takıldı gözü. Nefret ederdi hırsız martılardan. Piknikte kilimini bile çalarlardı...bıraktım yemeğini. Olsun diye düşündü, denizlerde balık kalmayalı çöplere sarmış martıları da biraz rahat bırakmalıydı. Ne istiyorlarsa yapsınlar diye düşündü. Kendisi topallıyorsa uçamayan bir martıyı düşündü. Düşündü. Nefret etmedi artık onlardan. Kimseden nefret etmedi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kuş boku diyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Fal diyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Çok eğleneceğiz hadi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Baksana ne diyor...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bakmaya başladı. İki insan var...bir melekten çıkma. Biri daha hızlı ilerliyor hayatta...derken radyoda "inleyen nameler" başladı. Tesadüf müydü bu şarkıda da martıların olması diye düşündü. Hayatta tesadüf olan hiç bir şey var mıydı? Hiç      Bir      Şey...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;O an hayat ne kadar kötü olursa olsun çok güzel olduğunu anladı. Hiç     Bir     Şey önemli değildi. Hayatı her şekilde güzeldi. İçinden konuştuğu ama orada olmayan sesin falına bakmaya devam etmeye karar verdi...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hayatta daha hızlı ilerleyen devam ediyor...yanında biri var.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Öbürü ölüyor dedi.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6107851623088475362-5257768761988370260?l=beynimiterkedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beynimiterkedenhikayeler.blogspot.com/feeds/5257768761988370260/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://beynimiterkedenhikayeler.blogspot.com/2010/04/oburu-oluyor.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6107851623088475362/posts/default/5257768761988370260'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6107851623088475362/posts/default/5257768761988370260'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beynimiterkedenhikayeler.blogspot.com/2010/04/oburu-oluyor.html' title='Öbürü Ölüyor...'/><author><name>Fashistanbuller</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03407044890818315200</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_YrP4Y1TOBMI/S5mG5u7UqbI/AAAAAAAAC9M/FPDopFS6a_U/S220/_MG_8218.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_YrP4Y1TOBMI/S9XKvz_wAfI/AAAAAAAADHM/xgNu4SWPioQ/s72-c/SNC00519.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6107851623088475362.post-5807135222341814499</id><published>2010-04-07T23:56:00.006+03:00</published><updated>2010-05-19T13:39:35.381+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fotoğraftan Çıkanlar'/><title type='text'>Çay, Simit, Vapur</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_YrP4Y1TOBMI/S7zzRoWvZEI/AAAAAAAADC0/mgke6Ql17AA/s1600/ilgitema.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 173px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_YrP4Y1TOBMI/S7zzRoWvZEI/AAAAAAAADC0/mgke6Ql17AA/s320/ilgitema.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5457504332682323010" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bu sabah hava güzel, güvertede üşümem. Hah, iyi şurası boş.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Pardon oturabilir miyim? Teşekkürler.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Biraz boğaz havası alayım, vakti geldi. Martılara bak, pis hırsızlar, ayrılmıyor dibimizden. O ise ne kadar farklı benden. Artan simitini hep martılara atıyor.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ah, geldi işte! Dün nerelerdeydi acaba? Biraz solgun mu görünüyor? Hasta mıydı yoksa? Neyse bugün burda ya, boşver. Yine çay ve simit almış. Çay, simit, çay, simit, çay, simit...bıkmaz mı insan kardeşim! Bırak şimdi çayı, simiti. Bugün tanışmalıyım artık. Neden bir türlü doğru anı kollayamıyorum, doğru cümleyi kuramıyorum? Kaç ay oldu kurup duruyorum kafamda.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bir dakika, o da kim yine? İş arkadaşı mı? Öyle duruyor. Öyle olmalı. Bugün de yatar. Bu gidişle hiç yalnız yakalayamayacağım.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;*** &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu İstanbul'un havası da saçmaladı artık. Sanırsın dün gelmedi bahar. Bugün ne hava bu böyle? Yağmur yağdığına inanamıyorum. Ayakkabılar da yeni. Neyse nerde kaldı bu? Bugün de gelmezse, yine yarına kalacak tanışmak.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Bir çay alabilir miyim? İçimiz ısınsın biraz. Teşekkürler.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Geldi! Geldi, geldi, geldi. Ne çok ıslanmış. N'olur yine hasta olmasın. Bu tarafa geliyor. Neden geliyor? Bana doğru geliyor. Yanılmıyorum. Resmen buraya geliyor. Tanrım! Belki de o benimle tanışır.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Merhaba, bir çay alabilir miyim lütfen?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Tabii ya. Ne için gelecekti başka? Hah, simit de çıktı çantadan. Yahu ne aptalım. Neyse bir otursun da öyle gidip tanışayım. Gerçi güvertede olmayınca daha zor olacak herkesin içinde. Nasıl yapsam?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Deniz! Deniiiiiz!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu kim lan? Offf, ne alaka bu şimdi ya.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Deniz n'aber ya? Kaç yıl oldu? Nasılsın? Hiç değişmemişsin.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Ya, evet. Senden n'aber? En az 5 yıl olmuştur.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bi' git ya. Off gitti bugün de.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;***&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Aaaaaah, bu vapuru kaçıramam. Koş, koş, koş. O kadar sporu boşuna yapıyorum lan demek. Nefes nefese kaldım valla öleceğim. Atla, atla, atla, korkma lan atlaaaaa. Valla, kaçıracağım sandım. Ben geciktiğime göre o kesin buradadır. Nerede oturuyor acaba? Hava güzel ama güvertede yok. Belki o da geç geldi yer kalmadı. İçeri bakayım. Şu masadaki o mu? Evet, evet, evet o! Güzel tamam. İstenmeyen iş arkadaşları, beklenmedik eskiler yok. Çay, simit, çay, simit, düşün düşün düşün. Ne yapsam? Önce gidip bir çay alayım.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Merhaba, oturabilir miyim? Başka masada yer kalmamış, masa olmayınca çay içmek zor oluyor.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Tabii buyrun lütfen.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Teşekkürler. Çok şey istiyorum ama bugün vapura geciktim simit alacak vaktim olmadı. Sizinkinden biraz alabilir miyim? Aç karnına içemiyorum şu çayı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Aman tanışmak için ne kadar şahane bir cümle. Bu mudur yani? En iyi bunu mu buldum? Aferin bana. Çay narin bedenime dokunuyor. Yok artık!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Ben de içemem. Böyle bir içimi burkuyor sanki.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Ya di mi?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Tamam lan kes bu muhabbeti. Normal insan evladı ol. Bilgi al, bilgi al...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Ben Deniz bu arada.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Ben de Özgür. Memnun oldum. Hep görüyorum sizi burada. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Buyur burdan yak. O kadar çekin, tanışama, yanaşama ama o şak diye söylesin çekinmeden. Özgüven bu kardeşim.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Ben de sizi görüyorum evet. Farketmemiştim diyemem.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Ama ben sizi hep çay içerken görüyorum. Hiç simitle görmemiştim.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Neden muzip muzip gülümsüyor bu şimdi? Off yakalanmışız haberimiz yok. Nasıl kıvıracağım?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Kahvaltı edip geliyorsunuz heralde değil mi? Yoksa çay dokunuyor ya.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Batırırım ama çıkarırım da diyorsunuz. Güzel. Ama hakettim ben de. Daha üsturuplu tanışmalıydım. Üstelik ne zamandır da istiyordum. Daha iyisini düşünmeye kalksam bir kaç ay daha tanışamayacaktık.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Tanışmasaydık. Ne olacaktı ki? Tanışınca ne olacak desem daha doğru aslında. Onun cevabı önemli.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Bekleyip görebiliriz ya da beklemeden hemen bu akşam yemekte öğrenebiliriz.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Bir randevu yani.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Evet.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- 2 dakika önce tanıştık.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Ne farkeder? Aslında tanışıyormuşuz da konuşmuyormuşuz zaten.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Belki ben sıkıcı biriyim ya da psikopatım ya da eşcinselim nerden biliyorsun? Belki sizinle görüşmek benim için geleceği olan bir şey değil.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Geleceği isteyen kim? Sadece bir akşam yemeyi istiyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Daha yeni tanıştık ama hep istiyorsunuz. Masama oturmak istiyorsunuz, simit istiyorsunuz, yemeğe çıkmak istiyorsunuz. İştah kabarık ama başkaları da aç mı merak etmiyorsunuz. Tipim olduğunuza emin değilim.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Siz de başından beri lafınızı esirgemiyorsunuz, zekisiniz, esprilisiniz ama mesafelisiniz. Ben tipim olduğunuza eminim. Şimdi ne yapacağız?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Beni aksine ikna etmeye çalışacaksınız diye umuyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sil şu dudaklarına yayılan gülümsemeyi, hemen sil. Karizma zaten kalmadı, bir de maymun olma. Sil şunu.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Deniz! 5 yıl karşılaşma sonra git arka arkaya iki gün karşılaş. Ne şans! Ne yapıyorsun böyle tek başına dalıp gitmişsin uzaklara?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Tek başıma mı? &lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Görünmeyen bir arkadaşın yoksa...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Nereye gitti?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Kim?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yine dalmışım, yine kurmuşum. Çayını simidini bitirmiş bile. Şu iş arkadaşı da yine bulmuş onu. Ne zaman kurmaktan vazgeçip de tanışacağım ya of? Ya kurduğum gibi gitmezse, ya elime yüzüme bulaştırırsam? Yok artık! O ne ya?! Elele tutuşmuyorlar heralde! Yok, olamaz ya... Salağım ben ya, aptalım. Elele tutuşuyorlar. İnanmıyorum ya.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Deniz iyi misin sen Allah aşkına? Korkutma beni.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Efendim? Ne? Ha, iyiyim tabii, iyiyim. Şahaneyim. Biraz ucundan salağım o kadar. Çay ister misin? Kendime alacağım ben.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- İsterim lütfen. Simit de almıştım, paylaşırız. Güzel gider çayla.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Yok ben yemem çayla bir şey. Teşekkürler.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;i&gt;Bu hikaye &lt;a href="http://oykuatolyesi.blogspot.com/"&gt;Öykü Atölyesi&lt;/a&gt;'nin belirlediği ve hikayenin tepesinde gördüğünüz fotoğrafın beynimden kovaladıklarıyla yazılmıştır.&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6107851623088475362-5807135222341814499?l=beynimiterkedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beynimiterkedenhikayeler.blogspot.com/feeds/5807135222341814499/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://beynimiterkedenhikayeler.blogspot.com/2010/04/cay-simit-vapur.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6107851623088475362/posts/default/5807135222341814499'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6107851623088475362/posts/default/5807135222341814499'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beynimiterkedenhikayeler.blogspot.com/2010/04/cay-simit-vapur.html' title='Çay, Simit, Vapur'/><author><name>Fashistanbuller</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03407044890818315200</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_YrP4Y1TOBMI/S5mG5u7UqbI/AAAAAAAAC9M/FPDopFS6a_U/S220/_MG_8218.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_YrP4Y1TOBMI/S7zzRoWvZEI/AAAAAAAADC0/mgke6Ql17AA/s72-c/ilgitema.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6107851623088475362.post-4272642794334042976</id><published>2010-03-21T22:57:00.004+02:00</published><updated>2010-03-21T23:19:34.164+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tek Kelimeden Anladığım'/><title type='text'>Çiçek Açtırmadan Meyve Verdiren Çabuk Çürütür</title><content type='html'>&lt;!--StartFragment--&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;- Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, develer tellal, pireler berber...yok tellal değildi o sanırım. Neydi yahu? Amaaaaan be! Bir masal anlatmayı bile beceremiyorum. Hatta masala giriş yapamıyorum. Hadi abla’cım uyu sen ha, ben masal falan anlatamam sana şimdi. N’olur uyu hadi.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;!--StartFragment--&gt;  &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;- Ama uyuyamam ki ben öyle Mine Abla.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;- Bak ama annenler 10’dan önce uyusun dedi. Hadi beni utandırma. Kırk yılda bir çocuk emanet ettiler. Onu bile yapamıyor olurum.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;- Ama babam bana her gece...&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;- Nasıl yani her gece masalla mı uyuyorsun.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;!--StartFragment--&gt;  &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Küçük kız evet dercesine başını salladı. Yüzündeki ifadeyse neredeyse üzgünüm der gibiydi. Üzgünüm ama öyle. Üzgünüm ama sen beceriksiz bir ablasın. Masal bile anlatmayı beceremeyen beceriksiz bir abla. Üzgünüm ama işten atılacak kadar da şamar oğlanısın. Üzgünüm ama doğru dürüst bir adam bulamayacak kadar da korkaksın. Üzgünüm ama doğru arkadaşlar seçemeyip sırtından vurulacak kadar da aptalsın. Üzgünüm ama...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;- Mine Ablaaa, Mine Ab-la! Mine Ablaaaa. Heeey!! Hu huuu. Kimse yok mu?&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;- Ha? Efendim? Ne dedin?&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;- Mine Abla, daldın da.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;- Ebru’cum sen koca kız oldun artık, masallarla uyumayacak kadar büyüdün, tam 5 yaşındasın, genç kız oldun neredeyse. Boşver masalı falan.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;!--StartFragment--&gt;  &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Küçük kızın kaşları yukarıda, gözleri kocaman açılmış onu dinleyen ifadesini görmezden gelerek:&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;- Hadi gel. Madem masalsız uyuyamıyorsun, benimle televizyon seyret o halde.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;- Ama annemler ne der? Duyarlarsa çok kızarlar. Hem de ikimize de.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;- O zaman bu bizim minik sırrımız olsun ha?&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;!--StartFragment--&gt;  &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Küçük kız aynı surat ifadesiyle ‘ne bileyim’ dercesine omuzlarını kaldırıp indirdi.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;- Hadi, hadi bakma ama suratıma öyle. Ben içeri gidiyorum. Geliyor musun, gelmiyor musun?&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;!--StartFragment--&gt;  &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Kız doğrulduğunda ayakları yere ulaşmayan yataktan kendini ileri itip hoplayarak aşağı indi. Bir elinde yumuşak bir oyuncak, diğerinde battaniyesi, ardından sürükleyerek salona geldi. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Mine kendine sütlü bir Nescafé hazırlamıştı. İçeride geçen zamanda soğuduğu için mutfağa gidip bardağı mikrodalgaya koydu, makineyi 2 dakikaya ayarladı. Mikrodalganın tepsisi etrafında dönerken gözü camdan dışarı kaydı. Karşıdaki apartmanın tam hizalarındaki katında bir adam, bir kadını öpüyordu. Sadece öpmekle kalsa iyi diye düşündü. Tam olarak ne yaptıklarını anlayabilmek için başını biraz sağa eğdi. O da işe yaramadı. Biraz daha, belini bükerek sağa doğru iyice eğildi. Adam o sırada kadını cama dayadı ve boynunu öpmeye başladı. Mine gördüklerine öylesine dalmıştı ki, kadının cama dayanmasıyla anlamsız bir şekilde kendisi de geriye doğru attı kendini. Belki telepati, belki gecenin o karanlığında aydınlık bir mutfak ışığının altında ani bir hareket yaptığı için adamın dikkatini çekti. Yüzü cama dönük olan adam bir anda kafasını kaldırıp Mine’ye baktı...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;DİNG!&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Mine’nin faltaşı gibi açılan gözleri, mikrodalganın sesiyle aniden kırpıştı ve kendine geldi. Hemen camın perdesini indirdi. Aklından bin tane senaryo geçiyordu. “Gördü, yok görmedi. Görse ne olur ki? Görmedi zaten. Yani... Göremez. Acaba Murat’la Sena’yı tanıyor mudur? Yarın gelip soracak kesin! Ya beni Sena sandıysa! Aman Allah’ım Murat’la Sena’nın arasını açacak bir şey yaptım ben. N’apacağım şimdi? Hemen gidip konuşsam mı? Sena olmadığımı anlasın. Ayyyy, Allah korusun, ya beni Sena sandıysa! Gideyim tabii, hemen gidip hem özür dileyeyim, hem Sena değilim diyeyim. Ya, saçmalama Mine, küçücük kızı yalnız mı bırakıp gideceksin? Onu da götür. Yok artık! Çüş! Off, zaten nereye kızım ya, adam sevişiyor, kapıya mı bakacak? Baksa ne halde olacak? Beline havlu mu...”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;- Mine Abla nerde kaldın?&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;- Ayyy! Aman be Ebru’cum korkuttun beni. Böyle arkamdan...yani&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;- Mine Abla, benim çok uykum geldi. Bana masal anlatır mısın?&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;- Aaa, Ebru’cum ne demiştik ama? Gel ben sana güzel bir şeyler açayım, onu seyrederken uyursun zaten.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;!--StartFragment--&gt;  &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Bunları söylerken mikrodalgayı açıp bardağı almış, salonun yolunu tutmuştu bile ve çoktan adamı unutmuştu.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;*** &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;- Kızım kalk. Mine! Şşşt!&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;- Hııı, ne var? Hııı...&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;- Kızım kalk, geldik biz.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;- Ha, hı? Geldiniz mi? Ha, tamam. Kalktım.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;- Kızım Ebru’nun hali ne? Koltukta uyuyakalmış çocuk?&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;- Ya, abla ya uyumadı, masal diye tutturdu. Ben masal mı biliyorum ya? Deve tellal mıydı, tellak mıydı, neydi onu bile hatırlamıyorum.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;- Alemsin ha. Tamam tamam. Hadi kalk da içerde uyu. Ekstra pijaman komodinde, diş fırçan da banyoda.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;*** &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;- Mine! Mine diyorum! Kalk hemen!&lt;/p&gt;&lt;!--StartFragment--&gt;    &lt;!--EndFragment--&gt;   &lt;p class="MsoNormal"&gt;- Ne var yaa. Bırak uyuyacağım. Bırak yaaaa.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;- Mine diyorum, kalk! Kalk, rezil ettin beni elaleme! Hala açmıyor gözünü ya, delireceğim! Kızım sabah bakkala gittim ekmek almaya, adamın teki göz kırptı, yanıma gelip “yanlışlıkla” dokunmalar falan.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;!--StartFragment--&gt;  &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Mine, ablasının dediklerini duyar duymaz çakı gibi aniden doğruldu.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;- Açıklayabilirim.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;- Neyi açıklayacaksın? Git adama açıkla ve ne halt yediysen onun ben olmadığımı söyle! Gelmiş bana röntgencilik keyiflidir ama bir gün sen de tadına bak falan gibi saçma sapan şeyler söyledi. Kızım bu adam çok çapkındır bak. Her gün başka kadınla geliyor zaten. Zamparanın teki. Yuvamı mı yıkacaksın sen ya?&lt;/p&gt;&lt;!--StartFragment--&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;- &lt;o:p&gt;Ya abla dur bir açıklay...&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;- Ya ne anlatacaksın ya? Gidiyorsun, hemen şimdi, anlat...&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;- Ama...&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;- Aması maması yok valla köpeklere mama yaparım seni! Açıklaması neyse artık ona anlatacaksın, çözeceksin bu işi. Ay bir röntgenci olmadığım kalmıştı zaten! &lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Cambria, serif; "&gt;Git hemen. Halletmeden de kahvaltıya gelme. Murat da kesinlikle duymasın bunu, taşınır adam valla buradan.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:Cambria, serif;"&gt;- &lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, serif; "&gt;İyi be, gidiyorum tamam. Off.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;!--StartFragment--&gt;    &lt;!--EndFragment--&gt;   &lt;!--StartFragment--&gt;&lt;!--EndFragment--&gt;    &lt;p class="MsoNormal"&gt;*** &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;!--StartFragment--&gt;  &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;“Şu halime bak” diye düşündü. Altımda eşofmandan bozma pijama, üstümde kaban, altımda pofidik terlikler...ya inanamıyorum. Giyinmeme bile zaman tanımadı. Bu adam tam olarak kaçıncı katta oturuyor acaba? Bizimkiler sekizse, o da 7-8 falan. İnşallah zilde isim yazıyordur. Oh, yazıyor. Yok yedinci kat değil belli, hem Zehra-Mahmut Kuleli yazıp hem zampara birinin evi olamaz herhalde. Bu üstündeki Metin heralde.”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Zile basması gerekmediği için sevinerek açık apartman kapısından içeri girdi. Asansörü beklerken tuvaletini de yapmadan evden çıktığını farketti. Sabah tuvaletini yapmamıştı. Şu işi altıma yapmadan bitirirsem şanslıyım diye düşündü. Asansör durdu. Üstünde 24 yazan zile bastı. Artık üstünde dün geceki panik yoktu. Öncelikle dert etmesi gereken bir pijaması ve terlikleri vardı. Saçı başı dağınıktı. Neyse ki çapaklarını asansör aynasında farkedip silmişti. Yüzünden uyku akıyordu ve neredeyse başka yerinden de başka bir likit akmak üzereydi. Dün akşamki halinden çok daha fazla takacak şey vardı aklında.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;“Bitse de gitsem, çişimi yapsam” diye düşünürken kapı açıldı. Karşısında tombul bir amca, yanında o minik uyuz köpeklerden...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;- Buyur kızım.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;- Eeee amcacım ben yanlış zil çaldım galiba. Başka birini arıyorum. Burada yalnız yaşayan...&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;- Kızım utanmana gerek yok. Bu adam hep aynı şeyi yapıyor. Seni de mi işi bitince kapı dışarı attı? Gel, gel, bir yüzünü yıka, çay iç, sakinleş. Birazdan birlikte gideriz, bana mutlaka açar kapıyı. Sen de eşyalarını alır çıkarsın. Ama bir dahaki sefere de daha akıllı davran e mi?&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;- Yok, ne, anlamadım? Ne diyorsun amcacım? Haaaa. Yok yok yok. Ben, yani öyle değil. Başka bir şey için...&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;- Tamam evladım anlıyorum.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;- Yok amca...&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;- Utanma.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Bundan kurtuluş yoktu. O halde...&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;- Evet amcacım. Haklısın. Saklayamayacağım. O alt kattaki peze...&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;!--StartFragment--&gt;  &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;- Ne alt katı kızım? Girdiğin katı da hatırlamıyorsun. Mert bir üst katta oturuyor.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;- Dokuz tabii. Niye 7 ve 8’e şartlanmışım ki ben? Sabah salaklığı tabii.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;- Efendim kızım?&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;- Yok bir şey amca. Sana hayırlı günler. Teşekkür ederim.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;!--StartFragment--&gt;  &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;“Bu adam daha kılını kıpırdatmadan 2 kez rezil etti ya beni, helal olsun. Ama yok sen istedin kızım Mine. Kendi salaklığın.”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Tek kat için asansöre binmedi, merdivenleri çıktı. Zaten asansör aşağıdan çağrılmış, gitmişti bile. Kapının önüne geldiğinde zile basmadan önce “ben ne yapıyorum?” ifadesiyle başını salladı, üstüne başına, pofidik terliklerine tekrar baktı. En azından dün geceki kadının gitmiş olmasını diledi. Asansörün tekrar yukarı katlara geliş sesini duyunca dokuzuncu katta durabileceği endişesine kapıldı. Asansörün hangi katta duracağını beklemeye karar vererek kapıyı çalmadı. Neyse ki asansör çok daha alt katlarda bir yerde durdu. Artık kapıyı çalabilirim diye düşünürken...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;...kapı açıldı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;- Daha ne kadar orada durmayı planlıyorsun?&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;!--StartFragment--&gt;  &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Şaşkınlıktan gözleri açıldı, tek kaşı yukarı kalktı ve ağzı açık kaldı. Kapıyı çalmak üzere olan eli de hala havadaydı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Kapıyı açan adam kapıyı açık bırakıp içeri yönelmişti bile.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;- Daha ne kadar orada duracaksın dedim. Ev soğuyor. Hadi gir. Çay mı kahve mi?&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;!--StartFragment--&gt;  &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Mert üstünde sadece bir şort, muazzam sırtı ve bacaklarıyla mutfağa doğru yürüyordu. O an Mine’nin aklından geçen düşüncelere yetişmeye imkan yoktu. Tanımadığı bu adamın evine girmeli miydi? Biriyle sevişmeyeli ne çok olmuştu. Acaba kadın hala burada mıydı? En son ne zaman bu kadar yakışıklı bir adam görmüştü? En son ne zaman ya da hiç bu kadar yakışıklı bir sırtla sevişmiş miydi? Eve girmeli miydi? Tekrar harekete geçen asansör bu kata mı geliyordu? Eve girerse kahvaltıyla kalacak mıydı? &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Üstünde bir sabahlık ve pofidik terlikler olduğunu hatırladı, eve girerse kahvaltıyla sınırlı kalacaklarının garanti olduğunu anladı ve içeri doğru adımını attı. Asansör dokuzuncu katta durdu. Mine eve dalıp arkasından kapıyı hızla kapattı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;*** &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;!--StartFragment--&gt;  &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Camın tam önünde duran bir mutfak masasında 2 tabak, 2 çatal bıçak takımı, 2 çay bardağı duruyordu. Birinin daha geleceğini bilir gibi. Kapıdan mutfağa gelene kadar eklemiş olamazdı bu kadar şeyi. Kesin önceden kurulmuştu bu sofra.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;- O kadar şaşıracak ne var? Ablanın bakkaldaki konuşmadan sonra seni zaman kaybetmeden buraya yollayacağını adım gibi biliyordum. Hali gerçekten komikti. Numaramı yutacağından emin değildim ama yuttu.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;- Ne demek bu şimdi? Camdakinin ablam olmadığını biliyor muydun yani?&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;- Elbette biliyordum. Bu kadar zaman kadın bir kez dönüp bakmamış, şöyle yan gözle bir şeyler görse çocuğu da görür falan diye hemen perdeleri örten bir tip. Başkası olduğunu hemen anladım ama kim olduğunu değil.&lt;/p&gt;&lt;!--StartFragment--&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;- ...&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;- Bu konu yetmedi mi? Biraz daha gerekli şeylerden bahsetsek. Mesela birbirimizi tanısak. Neden beni seyrettiğinle başlayabiliriz mesela.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;***&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;!--StartFragment--&gt;  &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Onu neden seyrettiğine dair utanarak cevap vermeye çalıştığı andan sonra saatler geçmişti. Zamanın ne kadar hızlı aktığını anlamamıştı bile. Önyargılarıyla girdiği bu kapıdan bir adam kazanarak çıkacağını hissediyordu. Birbirlerini yıllardır tanırcasına sohbete dalmışlardı ve bitmek bilmiyordu.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;span lang="TR" style="font-size:12.0pt;font-family:Cambria;mso-ascii-theme-font: minor-latin;mso-fareast-font-family:Cambria;mso-fareast-theme-font:minor-latin; mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; mso-bidi-theme-font:minor-bidi;mso-ansi-language:TR;mso-fareast-language:EN-US"&gt; &lt;!--StartFragment--&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Düşünceler kafasından hızla akarken belki de hiç söylemeyeceği bir şey kaçırdı ağzından:&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;!--EndFragment--&gt;   - &lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, serif; "&gt;Daha ne kadar konuşacağız?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;!--StartFragment--&gt;    &lt;!--EndFragment--&gt;   &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size:12.0pt;font-family:Cambria;mso-ascii-theme-font: minor-latin;mso-fareast-font-family:Cambria;mso-fareast-theme-font:minor-latin; mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; mso-bidi-theme-font:minor-bidi;mso-ansi-language:TR;mso-fareast-language:EN-US"&gt;- Bu ne demek şimdi?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size:12.0pt;font-family:Cambria;mso-ascii-theme-font: minor-latin;mso-fareast-font-family:Cambria;mso-fareast-theme-font:minor-latin; mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; mso-bidi-theme-font:minor-bidi;mso-ansi-language:TR;mso-fareast-language:EN-US"&gt;- Ben artık konuşmak istemiyorum.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size:12.0pt;font-family:Cambria;mso-ascii-theme-font: minor-latin;mso-fareast-font-family:Cambria;mso-fareast-theme-font:minor-latin; mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; mso-bidi-theme-font:minor-bidi;mso-ansi-language:TR;mso-fareast-language:EN-US"&gt;- Gidecek misin yani?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size:12.0pt;font-family:Cambria;mso-ascii-theme-font: minor-latin;mso-fareast-font-family:Cambria;mso-fareast-theme-font:minor-latin; mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; mso-bidi-theme-font:minor-bidi;mso-ansi-language:TR;mso-fareast-language:EN-US"&gt;- Hayır. Onu demedim.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size:12.0pt;font-family:Cambria;mso-ascii-theme-font: minor-latin;mso-fareast-font-family:Cambria;mso-fareast-theme-font:minor-latin; mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; mso-bidi-theme-font:minor-bidi;mso-ansi-language:TR;mso-fareast-language:EN-US"&gt;- Ne demek istedin?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size:12.0pt;font-family:Cambria;mso-ascii-theme-font: minor-latin;mso-fareast-font-family:Cambria;mso-fareast-theme-font:minor-latin; mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; mso-bidi-theme-font:minor-bidi;mso-ansi-language:TR;mso-fareast-language:EN-US"&gt;- Konuşmak istemediğimi söyledim.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size:12.0pt;font-family:Cambria;mso-ascii-theme-font: minor-latin;mso-fareast-font-family:Cambria;mso-fareast-theme-font:minor-latin; mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; mso-bidi-theme-font:minor-bidi;mso-ansi-language:TR;mso-fareast-language:EN-US"&gt;- Ne istiyorsun?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size:12.0pt;font-family:Cambria;mso-ascii-theme-font: minor-latin;mso-fareast-font-family:Cambria;mso-fareast-theme-font:minor-latin; mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; mso-bidi-theme-font:minor-bidi;mso-ansi-language:TR;mso-fareast-language:EN-US"&gt;- ...&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size:12.0pt;font-family:Cambria;mso-ascii-theme-font: minor-latin;mso-fareast-font-family:Cambria;mso-fareast-theme-font:minor-latin; mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; mso-bidi-theme-font:minor-bidi;mso-ansi-language:TR;mso-fareast-language:EN-US"&gt;*** &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;!--StartFragment--&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Sonraki 2 saat de koyu sohbetleri kadar koyu geçmişti. Sanki bu bedeni de yıllardır tanıyordu ama nefesi yeniydi. Doğru yerlere dokunuyordu ama teni yeniydi. Fısıldadıkları tanıdıktı ama sesi yeniydi.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;!--EndFragment--&gt;   &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size:12.0pt;font-family:Cambria;mso-ascii-theme-font: minor-latin;mso-fareast-font-family:Cambria;mso-fareast-theme-font:minor-latin; mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; mso-bidi-theme-font:minor-bidi;mso-ansi-language:TR;mso-fareast-language:EN-US"&gt;- Artık gitmeliyim.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size:12.0pt;font-family:Cambria;mso-ascii-theme-font: minor-latin;mso-fareast-font-family:Cambria;mso-fareast-theme-font:minor-latin; mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; mso-bidi-theme-font:minor-bidi;mso-ansi-language:TR;mso-fareast-language:EN-US"&gt;- &lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, serif; "&gt;Ablanın bu saate kadar aramamış olması mucizedir herhalde.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;!--StartFragment--&gt;    &lt;!--EndFragment--&gt;   &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size:12.0pt;font-family:Cambria;mso-ascii-theme-font: minor-latin;mso-fareast-font-family:Cambria;mso-fareast-theme-font:minor-latin; mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; mso-bidi-theme-font:minor-bidi;mso-ansi-language:TR;mso-fareast-language:EN-US"&gt;- Aradı. Sessize almıştım.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size:12.0pt;font-family:Cambria;mso-ascii-theme-font: minor-latin;mso-fareast-font-family:Cambria;mso-fareast-theme-font:minor-latin; mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; mso-bidi-theme-font:minor-bidi;mso-ansi-language:TR;mso-fareast-language:EN-US"&gt;- İyi düşünmüşsün.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size:12.0pt;font-family:Cambria;mso-ascii-theme-font: minor-latin;mso-fareast-font-family:Cambria;mso-fareast-theme-font:minor-latin; mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; mso-bidi-theme-font:minor-bidi;mso-ansi-language:TR;mso-fareast-language:EN-US"&gt;- &lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, serif; "&gt;Esas buraya gelmemiş olması mucize. Gidince alır ifademi.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;!--StartFragment--&gt;    &lt;!--EndFragment--&gt;   &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size:12.0pt;font-family:Cambria;mso-ascii-theme-font: minor-latin;mso-fareast-font-family:Cambria;mso-fareast-theme-font:minor-latin; mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; mso-bidi-theme-font:minor-bidi;mso-ansi-language:TR;mso-fareast-language:EN-US"&gt;- Bir daha ne zaman görürüm seni?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size:12.0pt;font-family:Cambria;mso-ascii-theme-font: minor-latin;mso-fareast-font-family:Cambria;mso-fareast-theme-font:minor-latin; mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; mso-bidi-theme-font:minor-bidi;mso-ansi-language:TR;mso-fareast-language:EN-US"&gt;- İstediğin zaman.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size:12.0pt;font-family:Cambria;mso-ascii-theme-font: minor-latin;mso-fareast-font-family:Cambria;mso-fareast-theme-font:minor-latin; mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; mso-bidi-theme-font:minor-bidi;mso-ansi-language:TR;mso-fareast-language:EN-US"&gt;- Şimdi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size:12.0pt;font-family:Cambria;mso-ascii-theme-font: minor-latin;mso-fareast-font-family:Cambria;mso-fareast-theme-font:minor-latin; mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; mso-bidi-theme-font:minor-bidi;mso-ansi-language:TR;mso-fareast-language:EN-US"&gt;- İşte bu güzeldi. Şimdi gerçekten gitmeliyim.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;!--StartFragment--&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Kapıda birbirlerinden kopamamışlardı. Öpüşmeleri asansörün sesiyle kesildi. Asansör katları inerken “dur”a basıp yukarı çıkmamak için kendini zor tutuyordu. Apartmandan dışarı adım attığında havanın karardığını farketti. Koşar adım eve çıktı. Kata vardığında ablasının hüzünle karışık öfkeli yüzü onu kapıda hazır bekliyordu. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;!--EndFragment--&gt;   &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size:12.0pt;font-family:Cambria;mso-ascii-theme-font: minor-latin;mso-fareast-font-family:Cambria;mso-fareast-theme-font:minor-latin; mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; mso-bidi-theme-font:minor-bidi;mso-ansi-language:TR;mso-fareast-language:EN-US"&gt;- &lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, serif; "&gt;Ne oldu? Kızıp kızmamaya mı karar veremedin?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;!--StartFragment--&gt;    &lt;!--EndFragment--&gt;   &lt;!--StartFragment--&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Ablasından ses çıkmadı. Sadece başıyla “beni takip et” gibilerinden bir işaret verdi ve arkasını döndü. Mine onu mutfağa takip etti.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;!--EndFragment--&gt;   &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size:12.0pt;font-family:Cambria;mso-ascii-theme-font: minor-latin;mso-fareast-font-family:Cambria;mso-fareast-theme-font:minor-latin; mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; mso-bidi-theme-font:minor-bidi;mso-ansi-language:TR;mso-fareast-language:EN-US"&gt;- &lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, serif; "&gt;Ne o, kahve eşliğinde geleneksel vaazlarından birini mi yapacağız?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;!--StartFragment--&gt;    &lt;!--EndFragment--&gt;   &lt;!--StartFragment--&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Ablası cama yürüdü, mutfak kapısında kimse olup olmadığını kontrol ettikten sonra Mine eve dönmeden önce indirdiği jaluziyi hızla yukarı çekti.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;!--EndFragment--&gt;   &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size:12.0pt;font-family:Cambria;mso-ascii-theme-font: minor-latin;mso-fareast-font-family:Cambria;mso-fareast-theme-font:minor-latin; mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; mso-bidi-theme-font:minor-bidi;mso-ansi-language:TR;mso-fareast-language:EN-US"&gt;- &lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, serif; "&gt;Doğru ya, bu defa da bizi görmemek için indirmek zorunda kaldın. Abla şu anda hangi adamla yuvarlanıp yuvarlanamayacağıma dair senden nasihat dinleyemeyeceğim. Hem bildiğin gibi değil. Hem de hiç değil. Saatlerce konuştuk, onu yıllardır tanıyor gibiyim...buna bedeni dahil. Biliyorum bir önyargı var kafanda, benim de vardı ama bir tanısa.......n.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;!--StartFragment--&gt;    &lt;!--EndFragment--&gt;   &lt;!--StartFragment--&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Gözlerine inanamıyordu. Ablasının kaldırdığı jaluzinin ardından görünen tam karşıdaki pencerede bir adam bir kadını cama dayamış boynunu öpüyordu. Cama yaklaştı. Neredeyse burnu değecek kadar yaklaştı. Sanki tam karşısındaymış gibi bağırarak camı yumrukluyordu...göğsünü yumruklarcasına.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;!--EndFragment--&gt;   &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size:12.0pt;font-family:Cambria;mso-ascii-theme-font: minor-latin;mso-fareast-font-family:Cambria;mso-fareast-theme-font:minor-latin; mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; mso-bidi-theme-font:minor-bidi;mso-ansi-language:TR;mso-fareast-language:EN-US"&gt;- &lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, serif; "&gt;Nasıl olur? Biz kapıdayken asansör sesi duymuştum ama alt katta durdu... Aman Tanrım, ben bir aptalım.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;!--StartFragment--&gt;  &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Kadının cama sırtı dönük vücudunu öpen adam kafasını kaldırdı, gözgöze geldiler. Adam suratında yamuk bir gülümsemeyle camdaki jaluziyi indirdi.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;i&gt;Bu hikaye &lt;a href="http://oykuatolyesi.blogspot.com/"&gt;Öykü Atölyesi&lt;/a&gt;'nce belirlenen "Karşılıksız sevdalar erken gelen baharlar gibidir, çiçek açtırmadan meyve verdirir" kelimelerinin beynimden kovaladıklarıyla yazılmıştır.&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;  &lt;!--EndFragment--&gt;   &lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;!--StartFragment--&gt;    &lt;!--EndFragment--&gt;   &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size:12.0pt;font-family:Cambria;mso-ascii-theme-font: minor-latin;mso-fareast-font-family:Cambria;mso-fareast-theme-font:minor-latin; mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; mso-bidi-theme-font:minor-bidi;mso-ansi-language:TR;mso-fareast-language:EN-US"&gt; &lt;/span&gt;&lt;!--EndFragment--&gt;    &lt;/p&gt;&lt;!--StartFragment--&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;!--EndFragment--&gt;     &lt;!--EndFragment--&gt;   &lt;!--StartFragment--&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;!--EndFragment--&gt;   &lt;!--StartFragment--&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;!--EndFragment--&gt;     &lt;!--EndFragment--&gt;   &lt;p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;!--EndFragment--&gt;   &lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;!--StartFragment--&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;!--EndFragment--&gt;     &lt;!--EndFragment--&gt;   &lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;!--StartFragment--&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;!--EndFragment--&gt;     &lt;!--EndFragment--&gt;   &lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;!--StartFragment--&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;!--EndFragment--&gt;   &lt;!--StartFragment--&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;!--EndFragment--&gt;     &lt;!--EndFragment--&gt;   &lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;!--StartFragment--&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;!--EndFragment--&gt;   &lt;!--StartFragment--&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;!--EndFragment--&gt;   &lt;!--StartFragment--&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;!--EndFragment--&gt;     &lt;!--EndFragment--&gt;   &lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;!--StartFragment--&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;!--EndFragment--&gt;   &lt;!--StartFragment--&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;!--EndFragment--&gt;   &lt;!--StartFragment--&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;!--EndFragment--&gt;     &lt;!--EndFragment--&gt;     &lt;!--EndFragment--&gt;   &lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;!--StartFragment--&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;!--EndFragment--&gt;   &lt;!--StartFragment--&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;!--EndFragment--&gt;   &lt;!--StartFragment--&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;!--EndFragment--&gt;   &lt;!--StartFragment--&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;!--EndFragment--&gt;   &lt;!--StartFragment--&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;!--EndFragment--&gt;   &lt;!--StartFragment--&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;!--EndFragment--&gt;   &lt;!--StartFragment--&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;!--EndFragment--&gt;   &lt;!--StartFragment--&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;!--EndFragment--&gt;   &lt;!--StartFragment--&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;!--EndFragment--&gt;   &lt;!--StartFragment--&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;!--EndFragment--&gt;     &lt;!--EndFragment--&gt;   &lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;!--StartFragment--&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;!--EndFragment--&gt;   &lt;!--StartFragment--&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;!--EndFragment--&gt;   &lt;!--StartFragment--&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;!--EndFragment--&gt;   &lt;!--StartFragment--&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;!--EndFragment--&gt;     &lt;!--EndFragment--&gt;   &lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;!--StartFragment--&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;!--EndFragment--&gt;     &lt;!--EndFragment--&gt;   &lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;!--StartFragment--&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;!--EndFragment--&gt;   &lt;!--StartFragment--&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;!--EndFragment--&gt;   &lt;!--StartFragment--&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;!--EndFragment--&gt;     &lt;!--EndFragment--&gt;   &lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;!--StartFragment--&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;!--EndFragment--&gt;   &lt;!--StartFragment--&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;!--EndFragment--&gt;   &lt;!--StartFragment--&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;!--EndFragment--&gt;   &lt;!--StartFragment--&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;!--EndFragment--&gt;     &lt;!--EndFragment--&gt;   &lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;!--StartFragment--&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;!--EndFragment--&gt;   &lt;!--StartFragment--&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;!--EndFragment--&gt;   &lt;!--StartFragment--&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;!--EndFragment--&gt;     &lt;!--EndFragment--&gt;   &lt;p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;!--EndFragment--&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6107851623088475362-4272642794334042976?l=beynimiterkedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beynimiterkedenhikayeler.blogspot.com/feeds/4272642794334042976/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://beynimiterkedenhikayeler.blogspot.com/2010/03/cicek-actrmadan-meyve-verdiren-cabuk_21.html#comment-form' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6107851623088475362/posts/default/4272642794334042976'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6107851623088475362/posts/default/4272642794334042976'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beynimiterkedenhikayeler.blogspot.com/2010/03/cicek-actrmadan-meyve-verdiren-cabuk_21.html' title='Çiçek Açtırmadan Meyve Verdiren Çabuk Çürütür'/><author><name>Fashistanbuller</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03407044890818315200</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_YrP4Y1TOBMI/S5mG5u7UqbI/AAAAAAAAC9M/FPDopFS6a_U/S220/_MG_8218.JPG'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6107851623088475362.post-8578964827598750493</id><published>2010-01-04T01:36:00.003+02:00</published><updated>2010-01-04T13:30:44.705+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fotoğraftan Çıkanlar'/><title type='text'>Komodinde Paralar</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_YrP4Y1TOBMI/S0HAGvkSLlI/AAAAAAAACcQ/xdjamXXEQ-Q/s1600-h/telefon.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 250px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_YrP4Y1TOBMI/S0HAGvkSLlI/AAAAAAAACcQ/xdjamXXEQ-Q/s320/telefon.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5422826648411188818" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;!--StartFragment--&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Komodinin üstündeki para yığınına baktı. İlk defa kendisinden memnun olmayan bir ifadeyle yüzünü tavana çevirdi ve derin bir nefes verdi. Sonra bir kez daha derin bir nefes alıp verdi. Nefesi verirken neredeyse burnundan ofladı. Banyodan duşun sesi geliyordu. Bu odaya getirdiği ve o banyoda duş alan yüzlerce insanı düşündü. Onlar duş alırken üstünü temizlerdi, her zaman komidin çekmecesinde bulundurduğu havluyla terini siler, hemen giyinmeye başlardı. Ama bu defa yattığı yerde duruyordu. Duşta akan suyu dinliyordu. Ses arada sekteye uğruyordu, o zaman duşun altına girdiğini anlıyordu. O sırada su omuzlarına, saçlarına değiyor ve bu da yere düşen suyun miktarını azaltıyor olmalıydı.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Aslında o da sadece onlardan biriydi. Bunu kafasında defalarca tekrar edip inanmaya çalıştı. Hem bir hemcinsiyle ilk defa da buluşmamıştı. Defalarca bu tarz işler almıştı. Arayıp istedikleri tipi anlatırlardı, istedikleri günü, saati söylerlerdi ama yeri belirleyemezlerdi. O da eğer seçildiyse her zaman bu otel odasını kullanırdı. Yapılan icraata göre belirlerdi ücreti. Sabit bir ücreti yoktu. Şimdi komidinin üstünde, telefonun hemen önünde duran paralara bakıyordu. Yaşadıklarına kıyasla çok fazla istediğini hissetti. Yaptıklarını düşününce bu para destesi normaldi ama o tek kuruş bile almaması gerekiyor gibi hissediyordu. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Bunları düşünürken o da duştan çıkmıştı. Beline sardığı havlu düştü düşecek gibi duruyordu. Bu odaya ilk girdiklerinde hiç çekici gelmeyen bu insan sanki başka birine, dünyanın en çekici insanına dönüşmüştü. Şimdi hepsi baştan başlasın istiyordu. O zaman yapmak istemediklerini şimdi istiyordu ama artık bitmiş, gitmişti. Onlar bir çift değildi ki, tekrar istesin. Bu bir işti. İşini yapmış, parasını almıştı. Para almadan yapacağını söylese olur muydu?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;- Tekrar yapalım.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Düşündüğünü farkında olmadan seslendirince odada zaman durdu sanki. O yatakta beline düşmüş yorganın altında yatarken, o da başını öne indirmiş saçlarını kuruluyordu. Başını arkaya atarak, havluyu yüzünden çekip ona baktı. Yüzünde değil ama gözlerinde alaycı bir ifade vardı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;- Bu sefer de ben ödeme isterim ama.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Ciddi mi diye bir süre gözlerine baktı. Sonra birbirlerine gülümsediler, gülümsemeler kahkahalara dönüştü. Sonra hemen yine sustular. Islak saçlarıyla ona bakarken ağzından dökülen kelimelerle soğuk bir duş aldı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;-İstemiyorum. Ne sandın? Böyle bir deneyimin ardından aşık olduğumuzu falan mı? Buraya nasıl ve neden geldiğimizi hatırlamıyor musun? Uzun boylu, sarışın ama koyu renkli gözleri olan, kültürlü ve eğitimli birinin bu akşam bana eşlik etmesini istedim o kadar. Sen çıktın ki buna müteşekkirim ama bunu hayatımın aşkını aradığım için yapmadım. Benim için hiç bir şey ifade etmiyor. Ama sen daha önce bir hemcinsinle bunu yapmadın herhalde. Bunu benden istediğin için seni kovdurabilirim bile.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Ne diyeceğini şaşırmıştı. Öyle bakakalmıştı. Komidinin üstündeki paralara tekrar baktı. Artık parayı alması gerektiğini düşünüyordu ama bu sefer de gururu müsade etmiyordu. Tam bir kısır döngü. Almamayı düşündüğü parayı şimdi hakettiğine inanıyordu ama eli gitmiyordu. Paraları olduğu gibi alıp ona fırlatmak istiyordu. Ama bu çok dramatik olurdu. Paraları alıp tavana fırlatsam, odaya saçsam diye düşündü. Yapamadı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;-Korkma seni şikayet etmeyeceğim. Ruh görmüşe döndün birden. Lafın gelişi söyledim onu. Yani ona uygun bir durum demek adına. Neyse ben giyinip çıkacağım. Sakın bunu takıntıya dönüştürüp de beni takip etmeye falan çalışma.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Ne demeye çalışıyor, kendini ne sanıyor, ne saçmalıyor diye düşündü. Ona bağırmak, avazı çıktığı kadar bağırmak istiyordu. Kovulmayı kulakları duymamıştı bile. Onun kendini beğenmişliği karşısında şok olmuş, tepkisiz kalmışken bunları duyduğuna inanamıyordu. Gerçekten kendini dünyanın merkezine koymuş bu insanın odadan bir an önce defolup gitmesini istiyordu.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Pahalı, parlak yün kumaştan takımını giyerken onu seyretti. Ayakkabıları da parlak İtalyan derisinden pahalı bir çiftti ve kesinlikle özel yapım olduğu belliydi. Kendi parfümünün yanında olmadığını söyleyip onunkini kullanmak istediğinde “sen de kalsın” demek istedi ama sonra o gidene kadar tek laf etmek istemediğini düşündü. Aynı cinsten olmanın avantajlarından biri olmalıydı aynı parfümü kullanabilmek. Aynı gardrop, aynı fırça, aynı çanta, aynı kemer, her şey her şey ortak olabilirdi. Onunla ortak eşyalar kullandığını düşünemiyordu. Az önce arzuladığı, az önce bedava arzuladığı insandan şu anda tiksiniyordu. Birini bedava arzulamak sık karşılaştığı bir his değildi ama tiksinmek her günün bir parçasıydı adeta.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Artık tamamen giyinmişti, kapının önünde saatini ve yüzüğünü takıyordu. Paravan bir evliliği olduğunu düşündüğü anda onu yine şaşırtmayı başardı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;-Yüzüğümü takarken nasıl baktığını gördüm. Nasıl oluyor da hemcinsini tercih eden bir insan karşı cinsle evli olabiliyor diye düşünüyorsun. Muhtemelen ne kadar aşağılık, iki yüzlü, riyakar ve rezil bir insanım değil mi? İtiraf et böyle düşünüyorsun. Şu haline bak. Önyargılı olabilecek bir durumun var mı senin? İnsanların en önyargıyla yaklaştıkları mesleği yapıyorsun ve bana önyargıyla yaklaşabiliyorsun. Böyle bir lüksün hatta hakkın varmış gibi!&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Kaşlarını kaldırarak “Neden olmasın ki? Haklı değil miyim?” gibilerinden bir bakış attı. Hala bir şey söylememekte kararlıydı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;-Demek öyle. Bak canım, beni yargılayacaksan eşime otel köşelerinde saygısızlık yaptığım için yargıla ama asla iki yüzlü olduğum için değil. Sandığının aksine karşı cinsten biriyle evli değilim çünkü. Yurtdışında, bunun yasal olduğu bir ülkede evlendik biz. Yani evet bir alçaklık var ama senin küçük aklının hesaplayabildiği gibi değil.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Sessizlik.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Utanç.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;-Ne oldu küçük dilini mi yuttun?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Sessizlik. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Utanç.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Kapı çarpmasının odanın dört duvarı arasında bir kaç kez çınlaması. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Sessizlik.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Öyle bir sessizlik ki havaya savrulan paraların yatağa, halıya, komidine, komidinin üstündeki telefona düşerken çıkardığı sesin bile duyulması.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;i&gt;Bu kısa hikaye &lt;a href="http://oykuatolyesi.blogspot.com/"&gt;Öykü Atölyesi&lt;/a&gt; tarafından belirlenen fotoğrafın beynimden kovaladıklarıyla yazılmıştır.&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;  &lt;!--EndFragment--&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6107851623088475362-8578964827598750493?l=beynimiterkedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beynimiterkedenhikayeler.blogspot.com/feeds/8578964827598750493/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://beynimiterkedenhikayeler.blogspot.com/2010/01/komodinde-paralar.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6107851623088475362/posts/default/8578964827598750493'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6107851623088475362/posts/default/8578964827598750493'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beynimiterkedenhikayeler.blogspot.com/2010/01/komodinde-paralar.html' title='Komodinde Paralar'/><author><name>Fashistanbuller</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03407044890818315200</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_YrP4Y1TOBMI/S5mG5u7UqbI/AAAAAAAAC9M/FPDopFS6a_U/S220/_MG_8218.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_YrP4Y1TOBMI/S0HAGvkSLlI/AAAAAAAACcQ/xdjamXXEQ-Q/s72-c/telefon.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6107851623088475362.post-8654187865654083102</id><published>2009-11-08T16:04:00.002+02:00</published><updated>2009-11-09T01:04:39.826+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tek Kelimeden Anladığım'/><title type='text'>Sadakat</title><content type='html'>&lt;!--StartFragment--&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;“Gözüm görmesin seni, konuşacak bir şeyimiz kalmadı” dedi. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Yaptığından pişmanlık duymayan bir ifadeyle bakan yüzünü görmek istemiyordu. İçinde en ufak bir pişmanlık, üzüntü yok muydu? Demek ki artık onu sevmiyordu diye düşüneceği zaman da gelecekti ama şimdi bunu düşünecek kadar zavallı hissetmiyordu. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Aldatıldığını öğrendiğinde ilk hissetmesi gereken duygunun öfke olduğunu biliyordu. Şimdilik bu öfkeyle dolması yeterliydi. Kendisine hiç bir yararı olmadığı gibi, zararı olduğunu içten içe bilse de ona öğretilen ilk tepki öfkeydi. Bilmediği, bu süreç boyunca yaşayacağı duygu evreleriydi. Öfkesi dindikten sonra ilk gireceği evre sevilmeyen bir zavallı olduğu hissiydi. Onu, kendini koruma ihtiyacı takip edecek ve her şey için onu suçlayacaktı. Sonraki evre elinden gelen her şeyi yaptığını ve bunları haketmediğini kendine ve başkalarına onaylatmak isteyeceği savunma evresi olacaktı. En son, zaten kendisini haketmeyen bir ahmak olduğu kararına varacağı vurdumduymazlık evresini geçirecekti. Bunu da onu unutup iyileşebilmesinin bir parçası olarak görecekti.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Her şey yatıştığında ve hissedecek bir duygu kalmadığında ise sorgulama süreci başlayacaktı. Nedenler, nasıllar, başkaları da olmuş muydular, ne zamanlar... Hep ilişkiyi, kendini ve onu sorgulayan sorular gelecekti aklına.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Doğru sorular aklına hiç gelmeyecekti. Örneğin kendi sadakati sorgulandığı zaman onu aldatmamayı seçmesinin nedeni kendisi miydi? Sebep kendi prensipleri, kendi sadakati, kendi ahlakı mı olmuştu? Yoksa karşısındaki kabul etmiş olsaydı, bu ilişkinin ilk aldatanı kendi olmuş olmayacak mıydı? İlişkisine kendisi değil bir yabancı sadık kalmıştı. Kendisi değil, bir yabancı ilişkisini engel olarak kabul etmiş, bu ilişkiye girmemiş ve onu aldatmasına engel olmuştu. Zaten bu sadakati unutamadığı için yıllardır onu aklından çıkaramamıştı. Bu bile kendi içinde sadakatini sorgulamaya yetecek bir durumken, sorgulamak aklına hiç gelmeyecekti. Kendisine kalmış olsaydı, ilk aldatan o olmayacak mıydı? Bu soru da aklına hiç gelmeyecekti.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Ama tüm o zamanlar aklına gelecekti... Başka birine duyduğu ilgiyi bir adım öteye taşımaya izin vermediği zaman, geçmişten gelen bir fırsat karşısına çıktığında redettiği zaman, hayatının aşkını bulduğuna inandığı ama takip edecek cesareti olmadığı zaman... Tüm bu zamanlarda bile ona sadık kalmış, onu aldatmamıştı. Ne erdemliydi. İşte bunu düşünecekti.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Onu aldatmadığını düşünecekti. İlkinde yalnız kalma ihtimalini göze alamadığı için, bir başka sefer cesaret edemediği için, bir diğerinde karşılık göremediği için, sonunda da hayatının aşkı kabullenemediği için onu aldatmamıştı. Onun lugatında buna aldatmamak deniyordu, aldatamamak değil.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Tek düşünebileceği onun aldatmış olduğu ve bu yüzden hiç erdemli olmamasıydı. Hiç aklına gelmeyecek olan sorularsa... Acaba onunki nasıl olmuştu? O nasıl aldatabilmişti? Cesaret edebildiği için mi, sonunda yalnız kalabilme riskini göze aldığı için mi yoksa aşık olduğu için mi?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Evet, aldatılmanın tüm evrelerinden geçecekti. Öfke, zavallılık, suçlama, savunma, vurdumduymazlık, çözümleme... Ve hepsi ilişki, o ve kendiyle ilgili soruları ve düşünceleri kapsayacaktı. Hiç bir zaman her şeyin dışına çıkıp bakamayacaktı. Ve göremeyecekti... Sırf kendi yapamadığı bir şeyi o yapabildiği için, kendi sırasını savdığı, o ise sırasını değerlendirebildiği için, daha mutlu olma fırsatını kaçırdığı, o ise yakalayıp bırakmadığı için ona değil kendine kızdığını göremeyecekti. Kendi kendini hayal kırıklığına uğrattığını göremeyecekti. Bunu kabullenip kendiyle barışamayacaktı. Bu çok zordu; kendiyle barışmaktan daha zor. Çünkü konu kendi yaşadıkları olunca hiç birinin erdemle ilgili olmadığını göremeyecek ve kabullenemeyecek kadar riyakardı...hepimiz kadar.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;i&gt;Bu kısa hikaye &lt;a href="http://oykuatolyesi.blogspot.com/"&gt;Öykü Atölyesi&lt;/a&gt; tarafından belirlenen SADAKAT kelimesinin beynimden kovaladıklarıyla yazılmıştır.&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;  &lt;!--EndFragment--&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6107851623088475362-8654187865654083102?l=beynimiterkedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beynimiterkedenhikayeler.blogspot.com/feeds/8654187865654083102/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://beynimiterkedenhikayeler.blogspot.com/2009/11/sadakat.html#comment-form' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6107851623088475362/posts/default/8654187865654083102'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6107851623088475362/posts/default/8654187865654083102'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beynimiterkedenhikayeler.blogspot.com/2009/11/sadakat.html' title='Sadakat'/><author><name>Fashistanbuller</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03407044890818315200</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_YrP4Y1TOBMI/S5mG5u7UqbI/AAAAAAAAC9M/FPDopFS6a_U/S220/_MG_8218.JPG'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6107851623088475362.post-268347810507394556</id><published>2009-10-16T11:50:00.002+03:00</published><updated>2009-10-18T23:42:02.912+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tek Kelimeden Anladığım'/><title type='text'>MUTLULUK</title><content type='html'>&lt;!--StartFragment--&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Uzun zamandır ilk defa birinin ona bu kadar sıkı sarıldığının farkına varmıştı. O anda durumu geçiştirmek için yaptıklarını hatırladı. Pişman oldu. “Neden başıma güzel bir şey geldiğinde anlayamıyorum, neden farkına vardığımda çok geç oluyor?” diye düşündü. En son ne zaman biri ona böyle sarılmıştı? En son ne zaman biri ona böyle sıkı sarılmış ve bırakmak istememişti? Tahmininden uzun süren bu sarılmanın tadını çıkartacağına orayı bir an önce terk etmek için kafasında bahaneler aramıştı; bulmuştu da. Bunun güzel bir hediye olduğunuysa çok geç anlamıştı. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;“Tanrım, ne kadar korkağım” diye düşündü. “Kaçtım. Aklımda sadece nasıl kaçabilirimi hesapladım. O anın değerini anlamadım. Benim için gerçek anlamını göremedim çünkü bakmadım. Çünkü her gün biri bana böyle sarılıyor, böyle bırakmak istemiyor ya! Ondan! Küçük kafamda, küçük hesaplarım...”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Sinirle çarptı kapıyı ve kendini dışarı attı. Adımını atar atmaz dışarıdaki serin hava boynundan içeri, göğsüne indi. Hissettiği ürpermeyle omuzlarını önüne doğru çekti, ceketinin yakasını kaldırdıktan sonra ellerini cebine sokup yürümeye başladı. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Yağmur başlayacak gibi görünüyordu ama tek bir damla bile düşmeyecekti. O göğsündeki sıkıntıyı atmadıkça, onunla inatlaşır gibi gökyüzü de sıkıntısını dökmeyecekti. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Hızlı yürüyordu. Havanın, yürüdüğü yerlerin, boş zamanının keyfini çıkarırcasına değil, bir yere yetişmeye çalışırcasına yürüyordu. Yetişeceği bir yer de yoktu, varacağı bir yer de. Varacağı yer yeryüzünde değildi. Kafasındaki cevaba varana kadar yürümek istiyordu. Kilometrelerce olsa da yürüyecekti. O cevaba bir an önce varabilmek için koşarcasına yürüyordu. Varıp varamayacağını bilmeden. Varmaktan da korkuyordu, varamamaktan da. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;“Neden böyle oldu? Neden böyle oldum? Ne zaman bu insan oldum? Nasıl bu insan oldum?” diye geçiriyordu içinden. “Ne zaman bu kadar cesur ve bu kadar korkak oldum? Ne zaman bu kadar atılgan ve bu kadar çekingen oldum? Nasıl hem neşeli hem karamsar oldum? Her halimin farkındayım, ne olması gerektiğinin de ama olması gerekeni beklemek Godot’yu beklemekle aynı hale geldi. Hiç gelmeyecek birini beklemek gibi, hiç olmayacak bir şeyi beklemek. Ve bunu kabul edememek. Kendini kabul edememek. Kendini kabul edemediğinin farkında olarak yaşamak bir yerde bitirecektir beni. Belki bitirdi de ben farkında değilim. Ya da farkında mıyım? Farkında olmadan yaşamayı isterdim. Daha aptal olmayı. O zaman mutlu olurdum.”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Kendini kabul etmediğinin farkında olmadan yaşamak mutluluk muydu? Gerçek mutluluk muydu? Mutlu olmamanı gerektiren bir durum olduğunun farkında olmadığın için mutsuz olmamak mutlak mutlulukla karşılaştırılabilir mi? Farkı bilmiyorsan hangi mutluluğu yaşadığın önemli mi? Farkeder mi?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Bu düşüncelerden uzaklaşmak için kafasını salladı, kafasındaki bir böceği silkelemeye çalışır gibi kafasını salladı. O sırada kafasındaki şapka uçtu, onu yakalamak için kovalamaya başladı. Sonunda rüzgar kesildi ve şapka yere indi. Şapkayı alıp silkeledi. Aldığı yerde renkli bir nokta dikkatini çekti. Taşların arasından sonbaharın son sıcak günlerine kanıp kafasını uzatmış mor renkte minik bir çiçekti. Gülümsedi. “Aslında mutlu olmak bu kadar kolay” diye düşündü. Mutlu olmak değil, mutluluğu hissetmek mümkündü ve anlarda saklıydı. Sürekli mutluluk hali yoktu. “Beni bu küçük çiçekten başka neler mutlu hissettiriyor?”diye sordu içinden. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Bulutlarda şekiller görmek bunlardan biriydi. Başka birini anlamak, başka biriyle aynı frekansta olduğunu keşfetmek de mutluluğu hissetmesini sağlıyordu. Çok sevdiği bir sanat eserini ilk defa görmek, yabancı bir ülkede minik bir cafe keşfedip orada bir kahve yudumlamak, ağlayıp insan olduğunu hissetmek, başlı başına hissedebilmek...düşündükçe örnekler dökülüyordu ardı ardına. “Ne çok şeyden mutlu oluyorum. Arabada müzik dinlemek, köhne bir balıkçı keşfetmek, ayağımın altında sıcak kumların ezildiğini hissetmek, soğuk havaların ardından güneşli bir günde ilk defa camımı açabilmek, sıcak havaların ardından soğuyan bir günde ilk defa yün hırkamı giymek, şaraptan anlamak, kahve koklamak, gökyüzünden düşecekmiş gibi kocaman, kıpkırmızı doğup yükselen dolunayı izlemek, dolunayı seyrederken Clair de Lune dinlemek ve herkesle aynı kaderi paylaştığının bilincine varmak, tekrar tekrar bunun bilincine varmak ve her seferinde hissedecek yepyeni bir duygu bulmuş gibi mutluluk duymak. Herkesin gerçekte yalnız olduğunu bilmek ama aynı sona birlikte gittiğinden emin olmanın verdiği yanında birinin olduğu duygusunu hissetmek ve korkmamak.”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Bu kadar mutluluk fırsatının yanında kendini kabul edip etmemek önemli miydi? İşte cevaba varmıştı. En azından öyle olmasını istedi ve şimdilik bulduğunu kabul etti. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Bu defa içinden değil, kendisinin hatta yanından geçen birinin rahatça duyacağı bir şekilde “Bir şey daha var” dedi, “Beni mutlu hissettiren bir şey daha var.”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Durdu. Nerede olduğunu anlamak için etrafına baktı. Sağındaki sokağın içine daldı. Yüksek binaların olduğu dar sokakta yine hızla ilerliyordu. Artık nereye gittiğini biliyordu. Ne yapmak istediğini biliyordu. Uzunca bir süre yürüdü, yüzüne vuran damlaların farkına bile varmıyordu. Gökyüzünün inatlaşması bitmişti. Sıkıntısının göğsünden çıktığını hissedercesine inatlaşması bitmişti. Bir damla, iki, üç, dört...Ahmak ıslatan hızla bir yağmura dönüşüyordu. Yağmur başlayınca anladı yağdığını. Yağmur yağmaya başlayınca hava yumuşamıştı. Olduğu yerde durdu. Başını gökyüzüne çevirdi. Yüzüne koca bir gülümseme yayıldı, o anda o mor çiçeği hatırladı. Bu yağmurda çoktan ölmüş olmalıydı...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Başını öne eğdi, önünde uzanan, üstünde ilerlediği yola baktı, korktu. Durdu. Ayakları kıpırdamıyordu. Tek düşünebildiği mor çiçeğin ölmüş olduğuydu. Küçük bir mutluluk anı nelere malolabiliyor düşüncesi yeniden çöktü aklına. Gözlerinin önüne bir perde indi. Her yer karardı. Yağmur sağnağa döndü. Kesinlikle kıpırdayamıyordu.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Bir anda geri döndü, koşmaya başladı. Eve ulaştığında sırılsıklamdı. Kapıyı açıp kendini içeri attı. Titreyerek duşa girdi. Isınmak için sıcak suyu açtı. Yüzüne, vücuduna sıcak damlalar değmeye başladı, iliklerinin ısındığını hissediyordu ama yüzünden ne hissettiği anlaşılmıyordu. Gözleri sabit, duşakabinin camına bakıyordu. Sanki orada değildi. O sırada gözünün önünde mor çiçek vardı. Bir anlık mutluluk ihtimali için başını cesurca taşların arasından uzatan mor çiçek. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Bu defa yağmur yağmadı. Mor çiçek büyüdü, öyle büyüdü ve güçlendi ki etrafındaki taşları kırarak kendine yer açtı. O taşların olduğu yerlerde yeşil çimenler çıktı. Mor çiçek koca bir ağaç oldu. Sonra yağmur yağdı ama artık mor çiçeğe bir şey yapacak güçte değildi. Aksine mor çiçeğe daha da güç veriyordu artık. Bir anlık mutluluk ihtimali sonsuz mutluluğa dönüşmüştü. O riski almış, şansını denemişti. Yağmur yağacağını da bilemezdi, yağmayacağını da. Evet o gün yağmış ve mor çiçek ölmüştü ama aklı ona öyle bir oyun oynamıştı ki o gün yağmur yağmasa olabilecekleri göstermişti.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Birden kendine gelircesine başını arkaya attı, gözlerini kırpıştırdı. Hala vücuduna sıcak su akıyordu. Olduğu yere çöküverdi. Kafasında her şey geri çekimde gibi geri saydı ve kendini o dar sokağın ortasında, yağmurun ağırlaştığı, başını göğe çevirip gülümsediği anda buldu.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Kafasını daha önce olduğu gibi önüne eğdi, gittiği yöne baktı. Bu defa gülümsemeye devam ediyordu. Hızla yürümeye başladı, yürümek yetmiyordu, koşar adım ilerliyordu. Bir kaç sokak sonra bir binanın önünde durdu, kapıya gitti. Zili çalarken saçlarından, paçalarından, gözlerinden sular akıyordu. Kapı açıldı. Tam beklediği kişi karşısında duruyordu. Boynuna atladı. Sarıldı, sarıldı, sarıldı, hiç bırakmamacasına, sıkı sıkı sarıldı. Kendini tanımlanamaz bir güven içinde hissettiği anda gözlerine yine o perde indi. Her yer karardı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;*** &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;span lang="TR"   style="font-family:Cambria;mso-ascii-theme-font: minor-latin;mso-fareast-font-family:Cambria;mso-fareast-theme-font:minor-latin; mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-Times New Roman&amp;quot;; mso-bidi-theme-font:minor-bidi;mso-ansi-language:TR;mso-fareast-language:EN-USfont-family:&amp;quot;;font-size:12.0pt;"&gt;Ertesi gün alt komşuyu su basınca evine zorla girdiler. Cansız bedeni küvette yatıyordu. Düşüp başını vurmuş olmalıydı, başından sızan kan küvetteki suyu boyamıştı. Küvetin ortasında, kolları kendine sarılmış gibi dolanmış bir halde, yüzünde gülümsemeyle yatıyordu.&lt;/span&gt;&lt;!--EndFragment--&gt;    &lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:Cambria, fantasy;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:Cambria, -webkit-fantasy;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style=" font-style: italic; font-family:Georgia, fantasy;"&gt;Bu kısa hikaye &lt;a href="http://www.oykuatolyesi.blogspot.com/"&gt;Öykü Atölyesi&lt;/a&gt;'nce belirlenen KORKU kelimesinin beynimden kovaladıklarıyla yazılmıştır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6107851623088475362-268347810507394556?l=beynimiterkedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beynimiterkedenhikayeler.blogspot.com/feeds/268347810507394556/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://beynimiterkedenhikayeler.blogspot.com/2009/10/mutluluk.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6107851623088475362/posts/default/268347810507394556'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6107851623088475362/posts/default/268347810507394556'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beynimiterkedenhikayeler.blogspot.com/2009/10/mutluluk.html' title='MUTLULUK'/><author><name>Fashistanbuller</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03407044890818315200</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_YrP4Y1TOBMI/S5mG5u7UqbI/AAAAAAAAC9M/FPDopFS6a_U/S220/_MG_8218.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6107851623088475362.post-156412124333097677</id><published>2009-10-13T19:33:00.004+03:00</published><updated>2009-10-13T20:07:50.083+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tek Kelimeden Anladığım'/><title type='text'>Tanıdık Bir Diyalog</title><content type='html'>&lt;!--StartFragment--&gt;  &lt;p class="MsoListParagraphCxSpFirst" style="text-indent:-18.0pt;mso-list:l0 level1 lfo1"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"    style="font-family:Georgia, 'Times New Roman', sans-serif;font-size:100%;color:#29303B;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style=" line-height: 19px;font-size:13px;"&gt;&lt;i&gt; &lt;!--StartFragment--&gt;  &lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span class="Apple-style-span"    style="font-family:Georgia, 'Times New Roman', sans-serif;font-size:100%;color:#29303B;"&gt;&lt;i&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:18.0pt"&gt;-Neden söylemedin?&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:18.0pt"&gt;-Korktum.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:18.0pt"&gt;-Hala bilmiyor yani.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:18.0pt"&gt;-Hayır.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:18.0pt"&gt;-Belki böyle daha iyi.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:18.0pt"&gt;-Belki...&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:18.0pt"&gt;-Hem kaybedecek çok şeyin var.&lt;/p&gt;              &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:18.0pt"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR"&gt;-Evet.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:18.0pt"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR"&gt;-Ama kazanacak da çok şey var.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:18.0pt"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR"&gt;-Biliyorum.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:18.0pt"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR"&gt;-O halde?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:18.0pt"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR"&gt;-Korkuyorum.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:18.0pt"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR"&gt;-Eğer söylersen ve beklediğin cevabı alamazsan diye korkuyorsun.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:18.0pt"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR"&gt;-Evet. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:18.0pt"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR"&gt;-O zaman hem onu hem diğerini kaybedeceksin diye değil mi?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:18.0pt"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR"&gt;-Hayır.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:18.0pt"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR"&gt;-Nasıl?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:18.0pt"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR"&gt;-Beklemediğim cevabı duymaktan korkuyorum, evet. Ama beklemediğim cevabı duyup tüm bu hissettiklerimden&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:18.0pt"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR"&gt;kurtulmak zorunda kalmaktan daha çok korkuyorum. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:18.0pt"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR"&gt;-Çünkü bu hissettiklerinden nasıl kurtulacağını bilmiyorsun.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:18.0pt"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR"&gt;-Evet.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:18.0pt"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR"&gt;-Yalnız kalmak önemli değil mi?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:18.0pt"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR"&gt;-Değil.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:18.0pt"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR"&gt;-Hissettiklerimi bir yere varmayacağından artık emin olarak hissetmeye devam etmek daha korkutucu.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:18.0pt"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR"&gt;-Söylemeden, cevabı duymadan bir umut taşımaya devam etmek mümkün çünkü.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:18.0pt"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR"&gt;-Evet.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:18.0pt"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR"&gt;-Demek umudunu kaybetmekten korkuyorsun.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:18.0pt"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR"&gt;-Evet. Sadece o olmasa da, evet.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:18.0pt"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR"&gt;-Ama böyle kendine daha çok zarar veriyorsun.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:18.0pt"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR"&gt;-Evet ama hiç bir şey umudunu yitirmekten daha kötü olamaz.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:18.0pt"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR"&gt;-Peki ya söylediğinde kazanacaklarının ihtimali? Bu da mı yetmiyor söyletmeye?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:18.0pt"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR"&gt;-Daha önce hep söyledim. Hep kaybettim. Bu defa, onunla bu riske giremem.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:18.0pt"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR"&gt;-Bu defa hepsinden farklı mı?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:18.0pt"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR"&gt;-Evet.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:18.0pt"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR"&gt;-O hepsinden önemli mi?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:18.0pt"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR"&gt;-Evet. Bu defa umudumu kaybetmeyi göze alamam.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:18.0pt"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR"&gt;-Peki bu halde yaşadıkların gerçek mi?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:18.0pt"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR"&gt;-Kimin yaşadıkları gerçek?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:18.0pt"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR"&gt;-Kelime oyunu yapma.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:18.0pt"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR"&gt;-Gerçeği konuşuyorum.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:18.0pt"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR"&gt;-Bu konuyu deşmiyorum. Bir yere varmayacak.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:18.0pt"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR"&gt;-Varmaz. O ruh halinde değilim.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:18.0pt"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR"&gt;-Diyelim ki söyledin. Ne söylerdin? Nasıl söylerdin?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:18.0pt"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR"&gt;-Beni kurtarman mümkün mü derdim. Acele etmesini çünkü düşmek üzere olduğumu söylerdim. Ve sadece onun bana &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:18.0pt"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR"&gt;yardım edebileceğini söylerdim. Doğruyla yanlış arasındaki farkı bildiğimi ama umursamadığımı söylerdim. Söz &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:18.0pt"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR"&gt;konusu o olduğunda umursamadığımı söylerdim. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:18.0pt"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR"&gt;-Peki ya istediğin cevabı verseydi?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:18.0pt"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR"&gt;-Benim kurtarılmaya değer olduğumu söylerse mi yani?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:18.0pt"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR"&gt;-Demek istediğin cevap bu.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:18.0pt"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR"&gt;-Evet.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:18.0pt"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR"&gt;-Ne yapardın peki?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:18.0pt"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR"&gt;-Hayatımı geride bırakırdım.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:18.0pt"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR"&gt;-Hayatını geride bırakacak kadar önemliyse söylemelisin. Bir şeyin öneminin ölçütü bundan yüksek olamaz.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:18.0pt"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR"&gt;-Biliyorum.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:18.0pt"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR"&gt;-Biliyorsan neden? Yanlış zaman? Yanlış yer? Bunlar çok klişe bahaneler. Hele senin için!&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:18.0pt"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR"&gt;-Biliyorum.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:18.0pt"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR"&gt;-Biliyorum, biliyorum, biliyorum. Başka laf bilmiyorsun! Neden söylemiyorsun?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:18.0pt"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR"&gt;-Söyleyemiyorum. Kafamdan yüzlerce kez geçirdim, nasıl, nerede söyleyebileceğime dair binlerce senaryo yazdım. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:18.0pt"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR"&gt;Bazılarına fırsatım oldu, bazılarına olmadı. Zaten dünyada sadece ikimizin kaldığı senaryoların gerçekleşmesini de &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:18.0pt"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR"&gt;beklemiyordum.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:18.0pt"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR"&gt;-Fırsatın olduğunda?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:18.0pt"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR"&gt;-Gücüm olmadı. Yüzüm olmadı. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:18.0pt"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR"&gt;-Söylemelisin ve cevabı ne olursa olsun duymalısın.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:18.0pt"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR"&gt;-Hayır.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:18.0pt"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR"&gt;-Hadi ama yapma. Sen güçsüz hissetmekle başa çıkacak kadar güçlüsün. Yüzsüzün tekisin zaten, orada hiç &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:18.0pt"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR"&gt;problemimiz yok.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:18.0pt"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR"&gt;-Beni güldürmeye çalışma. Havamda değilim.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:18.0pt"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR"&gt;-Güldürmeye değil, göstermeye çalışıyorum. Bak ne olursa olsun ben yanında olacağım.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:18.0pt"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR"&gt;-Toparlanmaya çalışan kafamın, kalbimin, midemin içinde olamayacaksın ve ben yalnız olacağım.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:18.0pt"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR"&gt;-Ama senin için burada olacağım.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:18.0pt"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR"&gt;-Aynı şey değil. Ben her şeyi kaybetmiş olarak yalnız olacağım. Yanımda sen olacaksın, belki  başkaları da olacak &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:18.0pt"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR"&gt;ama ben yalnız olacağım.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:18.0pt"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR"&gt;-Ama senin derdin yalnız kalmak değil ki...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:18.0pt"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR"&gt;-Değil.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:18.0pt"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR"&gt;-Umudunu yitirmek.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:18.0pt"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR"&gt;-Öyle.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:18.0pt"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR"&gt;-O halde? &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:18.0pt"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR"&gt;-Korkuyorum.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:18.0pt"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"    style="font-family:Georgia, -webkit-fantasy;font-size:130%;color:#000000;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style=" line-height: normal;font-size:16px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:18.0pt"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"   style="color: rgb(0, 0, 0);   line-height: normal; font-family:Georgia, fantasy;font-size:16px;"&gt;Bu kısa hikaye &lt;a href="http://www.oykuatolyesi.blogspot.com/"&gt;Öykü Atölyesi&lt;/a&gt;'nce belirlenen KORKU kelimesinin &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:18.0pt"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"   style="color: rgb(0, 0, 0);   line-height: normal; font-family:Georgia, fantasy;font-size:16px;"&gt;beynimden kovaladıklarıyla yazılmıştır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;!--EndFragment--&gt;   &lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;!--EndFragment--&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6107851623088475362-156412124333097677?l=beynimiterkedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beynimiterkedenhikayeler.blogspot.com/feeds/156412124333097677/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://beynimiterkedenhikayeler.blogspot.com/2009/10/tandk-bir-diyalog.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6107851623088475362/posts/default/156412124333097677'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6107851623088475362/posts/default/156412124333097677'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beynimiterkedenhikayeler.blogspot.com/2009/10/tandk-bir-diyalog.html' title='Tanıdık Bir Diyalog'/><author><name>Fashistanbuller</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03407044890818315200</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_YrP4Y1TOBMI/S5mG5u7UqbI/AAAAAAAAC9M/FPDopFS6a_U/S220/_MG_8218.JPG'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6107851623088475362.post-5645466015476686363</id><published>2009-10-06T23:27:00.005+03:00</published><updated>2009-10-11T21:44:44.107+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fotoğraftan Çıkanlar'/><title type='text'>Koyverdun Gittun Beni Oy</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;i&gt;Bu hikayedeki şiveye özel kelimelerin anlamları için hikayenin sonundaki sözlüğü kullanabilirsiniz.&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;i&gt;Hikayenin başındaki türkü Gelevera Deresi. Hikayeyi okurken internetten bulup eşliğinde okumanızı öneririm.&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_YrP4Y1TOBMI/SsuogWemzoI/AAAAAAAABmY/QQedDG20HXo/s1600-h/Picture+2.png"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 241px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_YrP4Y1TOBMI/SsuogWemzoI/AAAAAAAABmY/QQedDG20HXo/s320/Picture+2.png" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5389586652822163074" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;!--StartFragment--&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style:normal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Koyverdun gittun beni oy koyverdun gittun beni.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style:normal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Allah’undan bulasun oy Allah’undan bulasun.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style:normal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Kimse almasun seni. Kimse almasun seni.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style:normal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Yine bana kalasun. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style:normal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Sevduğum senun aşkın...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style:normal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Ciğerlerumi dağlar.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style:normal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Hiç mu düşunmedun sen? Hiç mu düşunmedun sen?&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style:normal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Sevduğun boyle ağlar. Sevduğun boyle ağlar.&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Tekne Karadeniz açıklarında kaybolmak üzereyken, derinden duyulan türkünün sesi de uzaklaşmaktaydı. Denizi mi tercih etmişti, onsuzluğu mu? O değil miydi, aynı kişi değil miydi “Seni vermezlerse bu şehirde de, o şehirde de taş taş üstünde bırakmam” diyen? &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Taş taş üstünde kalmadıydı ama şehirde değil, kalbinde taş taş üstünde kalmamıştı. Onu tanıdığı güne lanet etti. Sinop’a geldiği güne lanet etti. Sinop sokaklarını sevdiği güne, evini ilk gördüğü anda hissettiği heyecana lanet etti. Sinop’u sevdiği güne lanet etti.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;“Artık bu şehirde yaşamaya tahammül edemiyorum! Karadeniz’e gidiyorum!” deyip de kapıyı çarptığı gün dışa yansıyan öfkesinden görülmeyen bir umut ve heyecan vardı içinde. Sinop’ta kim olduğunu, kim olduklarını bulacaktı. Nerelisin denildiğinde “Sinopluyuz” diyordu ama ne demek anlamını bilmiyordu. “E, gözlerin niye mavi değil ki?” diye sorulduğunda “anne tarafımız Çorumlu” der, keserdi. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;O kapıyı çarptıktan 2 gün sonra Sinop’taydı. Elindeki adresin kapısını çaldığında ise 1 hafta geçmişti bile. Kapıyı, daha sonra kuzeni olduğunu öğreneceği bir kız açmıştı. Onun mavi gözleri vardı işte. O mavi gözler soru sorar bir ifadeyle yüzüne bakıyordu. Konuşmadıkça gözlerini iyice açıp kaşlarını havaya kaldırarak “eeeee?” dercesine bir bakış attı. Hala bir cevap alamayınca içeri doğru dönüp seslendi:&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;“Gariiiiiiiiiiii, kapinun eşuğunde biri var. Türkçe bilmeyo” &lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt; &lt;/span&gt;dedikten sonra gerisin geri gözlerinin içine baktı yine “bilmezsun di mi?”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;O zaman kendini toparlayıp “ben Janset” dedi. “Belki annemler aramıştır.”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Kızın yüzünde koca bir gülümseme belirdi.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;“Oiyyyyyyyyyy! Gari koş, amcamgillerin kızı gelmiş. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Janset Abla hoşgeldun. Geç geç. Çantan pek hoş. Ver şuraya koyayum.”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Kendi evlerinden ne kadar farklıydı. Ancak turistik bir gezide görebilirdim böyle bir evi diye düşündü. Koridorun ucundan sağına soluna sallana sallana kilolu bir kadın geliyordu.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;“Viriiiiiiiii, bi an ananı gördum sandum karşumda! Ayni o olmuşun.”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;“Biliyorum. Gözlerim de mavi değil.”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Kadın mavi gözleriyle “anlamadım” dercesine bir bakış attıktan sonra “gel gel, hazırladuk odanı. Bubanun eski odasidır. Oiyyyyyy, oiyyyyyy. Seveceksin.”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;“Yok ben kalmam Sündü Hanım. Otelde...”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;“Ne hanumu kızım? Yenge dersun. Aaa.”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;“Yenge...ben otelde kalacağım. Odam var orada.”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;“Janset Ablaaa. Yarin düğunumuz var biliysen. Yani bizim değul de, gideruz ama.”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;“Kızım ne oteli? Otel da ne? Gerzeli Metkan’ın yeğeni gelecuk da otelde mi kalacuk? Hortlu musun sen? Bi kere laf olur. Olmaz. Biz Kuban’ı gönderup aldiriruz neyun varsa.”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;“Eci? Janset Abla? Düğune gelceysun di mi? Şimdi geldiğini duyunca seni de okurlar.”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;“Kızım evde yalnız kalacuk değul ya! Gelecuk elbet. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Sen şimdi yerlaş odana. Ben gidup bi mıhlama yapayum, çayla yeruz. Açsun di mi? Kız sen da git bak işıne. Hade.”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;“Ama Sündü Ha...Yenge, benim gerçekten...”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;“Kızım senin lafun geçmez burda.”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Sündü Hanım odadan çıktı. Küçük kız Janset’e döndü,&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;“Ben Zişan bu arada.”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;“Memnun oldum Zişan. Biraz sonra geliyorum.”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;“Eci, çok güzelmişsin.”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;“Teşekkürler. Sen de güzelsin. Eci deyip duruyorsun, ne demek o?”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;“Abla demek. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Gitmem lazım anam kesecak beni.”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Zişan da odadan çıktıktan sonra kapıyı yavaşça kapattı. Camın önünde, yatağın çaprazında duran dar koltuğa dizini dayayıp camdan dışarıya baktı. Gördüğü en güzel manzaraya baktığını düşündü, sadece sokağı ve insanları görse de. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Bir süre sonra aşağıdan Sündü Hanım’ın mıhlama dediği yemeğin kokusu gelmeye başladı. Bir an önce aşağıya inip yemek ama daha çok konuşmak istiyordu. Sündü Hanım’ı da, Zişan’ı da sevmişti ama akrabasını sever gibi değil, ilk defa gördüğü akrabasına kanının ısınması gibi. İniş o iniş akşam yemeğine kadar konuştular. Sündü Hanım, Zişan’ı, Zişan’ın abisi Kuban’ı anlattı, Sinop’un köylerindeki diğer akrabalarından bahsetti. Kaç aile, kaç çocuk, kaç kuzen, kaç gelin, gelinlerin aileleri, çocukların okulu, işi, evlilik çağına dair her şey. Sonra amcasından 12 yaş küçük babasının gençliği, annesine nasıl aşık olduğu, herkese rağmen onunla kaçarak evlenmesi ve bir daha Sinop’a dönmemesi yüzünden dedesinin yani babasının babasının üzüntüden göçmesi.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;“Bubannen daha şanslıydı. Heç bunları görmedan öldu. Bakma biz ananı severduk ama gelenekler işte. Baban calıcappar, anan cazu. Didan da dırganın tekiydi. Birbirlerine gafa tutunca çözemeduk.”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Janset daha fazlasını öğrenmek istiyordu, onun için gelmemiş miydi? Ama yemek vakti yaklaşıyordu, birazdan amcası geldi. Sündü Hanım kadar heyecanlı sahneler yaratmadı ama bir sarıldı, bir daha bırakmadı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;*** &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Sabah Zişan odanın kapısını çaldığında Janset çoktan kalkıp giyinmişti, camın yanındaki koltuktan dışarıyı izliyordu. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;“Eciiiiiiiii. Bugün düğun vardur, çok heyecanlı di mi?”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;“Öyle de giyecek bir şeyim yok benim. Ne yapacağız?”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;“Anaaa daha iyi ya! Gariiiiiiii, Janset Ablam’ın düğuna giyecek entarisi yoktur.”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Zişan’ın bağırmasıyla Sündü Hanım kapıda belirdi.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;“Oiyyy, Janset, sana ninanın nişanlığını giydirelum. Sana da ninanın entarisu pek güzel olur da. Haydi bakayum, gel bakalum üstüne olur mu. Büyuk gelursa işimiz var demektur da.”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Janset, odadan çıkan 2 kadının peşinden bir başka odaya geçti. Camda kanaviçeli perdeler, altı yastıklı bir sedir, ortada, yerden biraz yukarıda çapı neredeyse bir metre bakır bir tepsi masa ve sedirin tam karşısında ahşap bir sandık vardı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;“Gari, hiç bana açmayasun bu sanduku da.”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;“Sen küçuksun daa.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Aslunda artuk o kadar küçuk da değilsun. Gelcuk ilbat senun da suran.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Al bakalum, Janset kizum. Giyuver.”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Janset babaannesinin nişanlık elbisesini büyük bir itinayla giydi. Oldukça eski olan bu elbise her an bir yerinden yırtılacak gibi duruyordu. Elbise üstüne tıpatıp oturdu ama biraz kısa geldi. Babaannesinden çok daha uzun olduğu kesindi ama bu yaşında 17 yaşında nişanlanmış birinin elbisesine girebildiği için kendisiyle gurur duyuyordu. Ama boyu konusunda yapacak bir şey yoktu. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;“Sana düz bir potin bulmamuz lazumdur.”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;“Sorun değil, babetlerim var yanımda onları giyerim.”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;“O da ne ola ki kız?”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;“Topuksuz ayakkabı işte. Düz yani.” &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;“Tamam o zaman güzel onu da hallettuk.”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Janset kendini aynada görünce inanamadı.&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;  &lt;/span&gt;Bir kaç dakika içinde bambaşka biri olmuştu. Tanıdığı, özlediği ama daha önce hiç görmediği biri duruyordu karşısında.&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;“İşte” diye düşündü “seni bulmaya gelmiştim.”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;***&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Düğüne gitmek için hazırdı.&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;  &lt;/span&gt;Janset olarak gidebilirdi düğüne. Sinop’a geldiğinden beri Janset’i kullanıyordu. Daha kimseye ilk adını söylememişti. Buna niyeti de yoktu. Esra kısa ve şehirliydi ama Janset’in teniyle daha iyi uyuştuğunu hissedebiliyordu. Hele Sinop’ta.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Düğüne gitmek için yola çıktılar. Amcası ve Sündü Hanım önde Janset, Zişan ve Kuban arkada, çok uzağa değil yan sokağa gidiyorlardı.&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;  &lt;/span&gt;Davul sesleri duyuluyordu.&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;  &lt;/span&gt;Tam düğün yerine varacaklardı ki bir bağrışma duydu. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;“Gel ulan buraya! Gel deyrum!”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;“Abi, ben yapmamişumdur. Valla diyerum.”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;İlkokul çağında bir çocuk Janset’e çarparak yoluna devam etti. Janset sendeledi, yanından geçtikleri evin duvarına tutunmaya yeltendi ama yetişemeyeceğini anlamıştı ki bir el onu belinden yakaladı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;***&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;İşte böyle tanışmışlardı. Dokunarak. Teşekkür bile edememişti. Her kim kavradıysa belinden bir an gözgöze geldikten sonra “Metkan Dayı” diyerek amcasını selamlamış ve küçük çocuğun peşinden düğünün yapıldığı yere doğru koşmaya devam etmişti. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;O kadar anlık görmüşlerdi ki birbirlerini düğüne vardıklarında onu tanıyacağını sanmıyordu. Yanılmıştı. Düğüne vardıklarında gördüğü ilk çift mavi göz onunkiydi. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Hemen yanına geldi, yamacında bir başka kızla. Zişan da bitiverdi yanlarında.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;“Daryal Abi!”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;“Ha Zişan?”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Mavi gözlü, uzun boylu gencin yanındaki ince yapılı, uzun boylu, uzun saçlı kız bir kız vardı. Belli ki gören bakan var mı kaygısı taşıyordu. Çekik gözleri bir sağa bir sola hızlı hızlı atılıyordu. Belli ki içi rahat etmemişti. Yanlarından hızla ayrıldı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;“Daryal Abi, Albina Eci nereye gittu?”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;“Sen çok sokma o güzel burnunu.”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;“Daryal Abi, bak bu Janset Abla, amcamun kizı. İstanbul’dan yeni geldu.” &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Gencin mavi gözleri Janset’e döndü. Onu ikinci defa gördüğünün farkındaydı. Gözleri kilitlendi. Janset istese de gözlerini geri çeviremiyordu. İlk Janset toparlandı. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;“Merhaba. Memnun oldum.”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Daha Daryal’in ağzından laf çıkmadan bir grup genç gelip onu alıp götürdüler. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;*** &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Böyle tanışmışlardı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Daha aşık olduklarını bilmeden.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;O, onun İstanbul’da yaşadığını, o da onun nişanlısı olduğunu bilmeden.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Öğrendiklerindeyse hiç de geç olmayacaktı çünkü aşkın gözü kör olacaktı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Kimlerin kalbini kırdıklarını bilerek ama ne kadar kırdıklarını bilmeden birlikte olacaklardı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Daryal’ın arkasında bir ağlayanı olduğunu bilerek ama birlikte olmalarına karşı çıkılacağını bilmeden.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Karşı çıkıldığını anladıklarında da geç olmayacaktı çünkü aşkın gözü kör olacaktı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Daryal sözler verecekti, haykıracaktı “seni bana vermezlerse ne bu şehirde ne o şehirde taş taş üstünde bırakmam” diye ama savaşacak gücü olmadığını bilmeden.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Janset kendini bulduğunu bilerek ama onları kaybedeceğini bilmeden yaşayacaktı tüm olanları. Sinop’ta en son göreceğinin bir teknenin kıçı olacağını bilmeden yaşayacaktı tüm olanları.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Daryal, bir teknenin içinde avlanmaya diye kaçmaya gideceğini bilmeden yaşayacaktı hepsini.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Hiç düşünmeden, düşünemeden ama sevdiğinin ağladığını bilerek kaçacağını bilmeden.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;Sinop Şivesi ve Çerkez İsimleri Sözlüğü:&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Albina: Kafkasya’da bir ırmak ismi.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Calıcappar: Atik çevik.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Cazu: Havai kız.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Daryal: Kafkasya’yı kuzeyden güneye bağlayan geçidin ismi.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Dırga: Geçimsiz, huysuz kişi.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Eci: Abla.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Gari: Çocukların annelerine hitap şekli.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Hortlu: Anasız-babasız, kimsesiz kişi.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Janset: Tarihten bir isim.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Kuban: Kafkasya’da bir nehrin, ovanın ve uygarlığın ismi.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Metkan: Eğitilmiş, yüce kişi.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Okumak: Davet etmek, çağırmak&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Viri: Aman Allah’ım anlamında kullanılan kelime.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Zişan: Bir tek can.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic; "&gt;Bu hikaye &lt;a href="http://www.oykuatolyesi.blogspot.com/"&gt;Öykü Atölyesi&lt;/a&gt;'nce belirlenen yukarıdaki fotoğrafın beynimden kovaladıklarıyla yazılmıştır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;!--EndFragment--&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6107851623088475362-5645466015476686363?l=beynimiterkedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beynimiterkedenhikayeler.blogspot.com/feeds/5645466015476686363/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://beynimiterkedenhikayeler.blogspot.com/2009/10/koyverdun-gittun-beni-oy.html#comment-form' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6107851623088475362/posts/default/5645466015476686363'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6107851623088475362/posts/default/5645466015476686363'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beynimiterkedenhikayeler.blogspot.com/2009/10/koyverdun-gittun-beni-oy.html' title='Koyverdun Gittun Beni Oy'/><author><name>Fashistanbuller</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03407044890818315200</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_YrP4Y1TOBMI/S5mG5u7UqbI/AAAAAAAAC9M/FPDopFS6a_U/S220/_MG_8218.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_YrP4Y1TOBMI/SsuogWemzoI/AAAAAAAABmY/QQedDG20HXo/s72-c/Picture+2.png' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6107851623088475362.post-6256249578623002598</id><published>2009-08-24T19:31:00.004+03:00</published><updated>2009-08-24T19:36:10.352+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tek Kelimeden Anladığım'/><title type='text'>Az Bile</title><content type='html'>&lt;!--StartFragment--&gt;  &lt;p class="MsoListParagraph" style="margin-left:18.0pt;mso-add-space:auto; text-indent:-18.0pt;mso-list:l0 level1 lfo1"&gt;&lt;span lang="TR"  style="mso-ascii-font-family:Cambria;mso-fareast-font-family:Cambria; mso-hansi-font-family:Cambria;mso-bidi-mso-ansi-language: TRfont-family:Cambria;"&gt;&lt;span style="mso-list:Ignore"&gt;-&lt;span style="font:7.0pt &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;"&gt;       &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Az bile! Sana yaptıklarımız az bile! Kaç kere söyleyeceğiz ha kaç kere? Kulakların mı duymuyor, o ufacık beynin mi almıyor anlamıyorum ki! Kızım sokak yasak sana! Ya bunu kafana sokacaksın ya da bir daha bu odadan çıkmayacaksın! İşte o kadar!&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Kapı büyük bir gürültüyle kapandı ve ne zaman duysa içini bulandıran kilit sesi kulaklarında çınladı. Bu defa kaç gün kalacaktı bu odada? En son 3 ay önce, 1 hafta kadar kalmıştı ya da ona yakın bir süre. Hatırlayamıyordu. Belki de 10 gün müydü acaba. O kadar uzun süre içerde kalınca ne gün sayısını aklında tutabiliyordu ne de günlerden hangisi olduğunu.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Bugünü biliyordu ama. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Cuma’ydı. Bu demek oluyordu ki 2 gün yalnız kalacaktı. Yemeksiz, susuz, tuvaletsiz. Evdekiler her haftasonu olduğu gibi gideceklerdi. Geçen defa odada kilitli olduğunu unutup eve 1 gün geç döndüklerinde karşılaştıkları manzaradan beri odaya biraz yemek, bir sürahi su ve bir leğen bırakıyorlardı. Kovayla işini daha rahat gördüğünü söylemesine rağmen leğen bırakarak bir nevi çifte ceza vermiş oluyorlardı. O da inat ya tuvaletini yapınca arka bahçeye bakan penceresinden aşağıya döküyordu içindekileri. Aslında inat değildi, başka seçeneği yoktu. Aksi takdirde odayı katlanılmaz bir koku sarıyordu. Bunun için her seferinde dayak yiyordu ama buna değerdi. Hem kokudan kurtulduğu için hem de onların arka bahçeyi böğüre böğüre temizlediğini görmek için değerdi. Nasılsa ona temizletemezlerdi, onun dışarı çıkması yasaktı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Bir kaç dakika sonra odanın kapısında, elinde bir torba içinde haftanın artık ekmekleri, bir kaç elma, bir sürahi su ve sarı geniş leğenle belirdi. Hepsini yere koydu ve ayağıyla ona doğru itti. Kapıyı tekrar kilitledi. Kilit sesinden bir kaç dakika sonra dış kapının çarpılma sesi duyuldu.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Odaya kapatıldığında dünyayı kendine zindan etmekten çoktan vazgeçmişti. Eskiden bir köşeye siner, bayılıncaya kadar ağlar, yemek yemezdi. Artık evden çıktığında gördüklerinin hayalini kurarak geçiriyordu bu süreyi. Gördükleri üstüne hikayeler yazıyor, resimler çiziyordu; bir zaman sonra görmedikleri de yaptıklarına konu olmaya başlamıştı. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Henüz bunların tam bir kısır döngü olduğunu anlayamayacak kadar küçüktü. Dışarı çıkmak için duyduğu istek içeri kapatılmasına, onu besleyen dışarıdan uzak kalmasına neden oluyordu ama içeride kaldığı süre boyunca aklını yitirmemesi için de malzeme oluyordu. Hikayelerinin, çizimlerinin kaynağı yüzünden ceza alması gerekiyorsa alacaktı, artık bu onun için odaya kapatılmak değil, sessiz ve müdahalesiz bir çalışma zamanı anlamına geliyordu.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Yaptıklarını özenle saklıyordu. Onu neyin ayakta tuttuğunu görecek olurlarsa tüm kalemlerini, kağıtlarını alırlardı odadan. Yazmak, çizmek de yasak olurdu. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Odaya kapatıldığında koşarak köşeye sindiği günlerden birinde ayağı yerdeki oynak parkelerden birine takılıp yüzü koyun yere yığılmıştı. Bundan aylar sonra ilk hikayesini saklamak zorunda olduğunu farkettiğinde ancak hatırlamıştı o parkeyi. Eğer biri yerinden oynuyorsa diğerleri de oynuyor olmalıydı. Parkeye yaklaştı, elindeki kalemle parkeyi yerden iyice kanırtarak kaldırmayı başardı. Zaten o parke diğerlerine yapışık olduğu için bir kaç parke birden kalkmıştı havaya. Şimdilik tek bir kağıdı saklayacak incelikte yer vardı ama başka hiç bir kağıt koyamazdı, parke yerine oturmaz, altında bir şeyler olduğu belli olurdu. Odadan ilk kurtulduğunda nasılsa dışarı çıkacaktı. O zaman gidip parkenin altını kazıp boşaltmak için bir alet almalıydı. Evdeki aletlerden birini alırsa farkedileceğinden korktuğu için bunu dışarıdan halletmesi şarttı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;3 ay sonra yine odadaydı. Etrafına muzip bir bakış attı. Yürüdüğü yerin altında kimbilir kaç hikaye, kaç resim birikmişti. Bu oda hepsinindi, onun ve onların odası. Odaya girer girmez kulağına yeni hikayeler fısıldanmaya başlamıştı bile. Artık odanın neresinden parke kaldırsa altından bir hikaye çıkardı. Kuzeye bakan sağ köşedeki parkelerin altında ilk hikayesiyle birlikte 3 farklı kapatılma sırasında çizdiği resimler vardı. Batıya bakan sol köşedeyse kesinlikle yer kalmamıştı. Odanın tam ortasında sakladığı kalemlerini ve kağıtları çıkartmak için dizlerinin üstüne çöktü, arka cebindeki tornavidayla parkeyi kanırtmasıyla birlikte istedikleri karşısındaydı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Bu defa yazacağı hikayeyi dışardan getirmemişti. Bu defaki çok yakında bir yerdendi, evin içinden, tam kalbinden geliyordu. Tabii bu evin bir kalbi varsa. Biliyordu ki bu odadaki yüzlerce kanırtma darbesi ve minik kazılarla evin en azından ciğerlerini sökmüş olmalıydı. Bu hayalle yazmaya başladı. Kendisine yapılanların öcünü evlerinden aldığını anlattığı bir hikaye olacaktı. Ciğerlerini söktüğü bu evin kalbini bulup çıkarttığı ve elleriyle parçaladığı bir hikaye. Evin kalbi ise bir parkenin altında ya da bir duvarın içinde olamazdı. Evin kalbi kanlı canlıydı, evin kalbinin kim olduğunu çok iyi biliyordu. Bu onun hikayesi olacaktı. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Tüm yaşadıklarının hıncıyla yazmaya koyulmuştu ki büyük bir gürültü duydu. Arkasından da yerinde durmasına müsade etmeyecek güçte bir sarsıntı hissetti. Önce deprem olduğunu sandı ama sallantı gürültüyle birlikte sona ermişti. Bu kadar şiddetli bir depremin anlık hissedilebileceğini hiç sanmıyordu. Sonra aynı gürültü tekrar, sonra sarsıntı. Bu bir patlamaydı. Sonra taş taş üstünde kalmadığını anlatan farklı gürültü sesleri...İnsan çığlıkları...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Odanın köşesine ne zaman savrulmuştu? Odanın ortasında kaldırdığı parkelerden çok uzaktaydı şimdi. Arka bahçeye bakan penceresinden ne olduğunu görmesi olanaksızdı. Birbiri ardına artık patlama sesi olduğunu anladığı gürültüleri duymaya başladı. Her gürültüyü bir yıkılma sesi onu da çığlıklar takip ediyordu. Daha da yaklaşan çığlıklar. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Pencerenin dışındaki güneş ışıkları toz bulutlarının ardında kaybolmuştu. Sanki dünyayla güneş arasına karanlık bulutlar girmişti. Güneş ışıkları kapkara toz bulutunun arasından insanı mutlu değil, hasta yatağında rahatsız edercesine sızıyordu. Sallantı bir an durduğunda cama koştu. Bahçede gördüklerine inanamıyordu. 3 asker karşılarına dizdikleri 7 kişiye silahlarını doğrultmuşlardı. Birbiriyle senkronize bir kaç el atışla 7 kişinin de yere yığılmasıyla ağzından tiz bir çığlık çıktı. Sese dönen askerler onu gördüğünde yere eğilmek için çok geç kalmıştı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Seslerini duyabiliyordu, “Evde biri var! Sağ biri komutanım!”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;“Vurun.”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Ev büyük bir gürültüyle sarsıldı. Yatağının altına ancak kayarak girebildi. Yatağın kendisini ne kadar koruyabileceğinden emin değildi ama aklına başka bir yer gelmiyordu. Ev sarsılmaya devam ediyordu. Elleriyle yatağın demir ayaklarına tutunurken bir asansördeymiş gibi alçaldığını hissedebiliyordu. Dışarıdaki askerler ev yıkılırken havaya saçılan ve sanki yere doğru değil, gökyüzüne doğru uçuşan resim ve kağıtları görebiliyorlardı. Rengarenk resimlerin arasında yıkılan bina adeta bir cenazede havai fişek patlatmaya benziyordu. Hedefin ortadan kaldırıldığından emin olmak için evin yıkıntıları arasına giren askerler karşılarındaki görüntüye inanamadılar. Rengarenk resimlerin ve kelimelerin arasında sadece genç bir kız gördüler. Engin bir çiçek tarlasının ortasındaymışcasına yüzünde gülümsemesiyle yatan bir kız.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;***&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Kapıyı kırarak açtılar. Ortalıkta yoktu ama gördükleri en büyüleyici odaydı. Yerler ve duvarlar resim ve yazılarla kaplanmıştı. Birbirine geçen yazılar, rengarenk resimler içeriye girene adım atarak bambaşka bir evrene geçiş yaptığı hissini veriyordu. Simitçi bir çocuğun resminin yanında hikayesi olduğunu anlayabildiğiniz bir yazı, aynı şekilde etrafında 20’den fazla kedi olan yaşlı bir kadının resmi ve hikayesi, bir diğerinde sarı bir leğenin içine çömelmiş bir kız...yanında yazılı kağıt olmayan bir resim.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Sonra kızı gördüler, yatağın altındaydı. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;“Bu resmin neden hikayesi yok? Buralarda bir yerde olmalı.” diyerek, sinirli ama cevabı aradığını bilen bir ifadeyle baktı odanın kapısından içeriyi görmeye çalışan ev sakinlerine. Hepsi birbirinden daha fazla korkmuş görünüyordu. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Görevli polisin sesi duyuldu, “Buldum komiserim. Kağıt da burada yatağın altında. Yatağın somyasına yapıştırılmış.”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Komiser kağıdı eline alır. Kısa bir not olarak görür bu kısa hikayeyi. Hemen okur. Kaşları çatılır, okudukları karşısında gözleri dolar.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;“Merkeze götürün, incelensin. Bunların da hepsini tutuklayın.”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;*** &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Evden öcünü almıştı. Evin kalbini bulup kendi elleriyle parçalayarak. Hem çektiklerine son verecek hem de bu evin kalp atışlarını durduracak tek şeyin kendisi olduğunu ne kadar da geç anlamıştı. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Kaç yıl yediklerini hiç bir zaman bilemeyecekti ama öcünü almıştı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoListParagraph" style="margin-left: 18pt; text-indent: -18pt; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;Bu kısa hikaye &lt;a href="http://www.oykuatolyesi.blogspot.com/"&gt;Öykü Atölyesi&lt;/a&gt;'nce belirlenen YASAKLAR kelimesinin beynimden kovaladıklarıyla yazılmıştır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-indent: -24px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;!--EndFragment--&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6107851623088475362-6256249578623002598?l=beynimiterkedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beynimiterkedenhikayeler.blogspot.com/feeds/6256249578623002598/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://beynimiterkedenhikayeler.blogspot.com/2009/08/az-bile.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6107851623088475362/posts/default/6256249578623002598'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6107851623088475362/posts/default/6256249578623002598'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beynimiterkedenhikayeler.blogspot.com/2009/08/az-bile.html' title='Az Bile'/><author><name>Fashistanbuller</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03407044890818315200</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_YrP4Y1TOBMI/S5mG5u7UqbI/AAAAAAAAC9M/FPDopFS6a_U/S220/_MG_8218.JPG'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6107851623088475362.post-6786815846349183416</id><published>2009-08-21T02:00:00.003+03:00</published><updated>2009-08-21T02:03:48.209+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Başka Şeyler'/><title type='text'></title><content type='html'>"AİLE" &lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://www.oykuatolyesi.blogspot.com"&gt;Öykü Atölyesi&lt;/a&gt;'nde Editörün Tavsiyesi olmuş.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Mutluyum :)&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_YrP4Y1TOBMI/So3WDm4UWBI/AAAAAAAAAy0/fdNN0S8lIyY/s1600-h/Picture+8.png"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_YrP4Y1TOBMI/So3WDm4UWBI/AAAAAAAAAy0/fdNN0S8lIyY/s320/Picture+8.png" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5372185287987582994" style="cursor: pointer; width: 320px; height: 170px; " /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6107851623088475362-6786815846349183416?l=beynimiterkedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beynimiterkedenhikayeler.blogspot.com/feeds/6786815846349183416/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://beynimiterkedenhikayeler.blogspot.com/2009/08/aile-oyku-atolyesi-nde-editorun.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6107851623088475362/posts/default/6786815846349183416'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6107851623088475362/posts/default/6786815846349183416'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beynimiterkedenhikayeler.blogspot.com/2009/08/aile-oyku-atolyesi-nde-editorun.html' title=''/><author><name>Fashistanbuller</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03407044890818315200</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_YrP4Y1TOBMI/S5mG5u7UqbI/AAAAAAAAC9M/FPDopFS6a_U/S220/_MG_8218.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_YrP4Y1TOBMI/So3WDm4UWBI/AAAAAAAAAy0/fdNN0S8lIyY/s72-c/Picture+8.png' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6107851623088475362.post-2328914090246058878</id><published>2009-08-20T17:29:00.001+03:00</published><updated>2009-08-24T19:38:41.252+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tek Kelimeden Anladığım'/><title type='text'>AİLE</title><content type='html'>&lt;!--StartFragment--&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;“A”ile başlayan her kelime, A’nın alfabenin ilk harfi olması, her şey onunla başlıyormuş, o yüzden onun dediği olurmuş gibi bir his uyandırıyordu içinde. Anlamsızdı ama böyle hissediyordu işte. Nahoş baskıcı bir his. Herşeyin yaratıcısı, anası, babası oymuş gibi. Herkes onu dinleyecekmiş gibi. Sırf A için değil, 1 rakamı için de aynı şeyi hissediyordu. Hatta “hücre” kelimesini hayatında kullandığını hatırlamıyordu. Herhangi bir şeyin başı, başlangıcı onun için katlanılmazdı. Ama esas sorun “A”ydı. Tüm diğer takıntıları “A”ile başlamıştı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Küçüklüğünden beri böyleydi bu. Daha doğrusu küçüklüğü yüzünden böyleydi bu. Üstünde baskı kurulmasına gelemiyordu. Tüm o baskılar, içindeki bu takıntı kurdunu yaratmıştı. Zaten o ağzına almak istemediği aile kelimesi de “A”ile başlamıyor muydu? Aile de güya her şeyin başı değil miydi? Her şeyin başı olduğu için aile ne derse o olmaz mıydı? Herkes onu dinlemek zorunda değil miydi?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Aile buyururdu:&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Adaba uygun olacaksın.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Azgın olmayacaksın.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Akıllı olacaksın.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Aptal olmayacaksın.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Okul 1.si olacaksın.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Sonra da Türkiye 1.si.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Spor müsabakalarında da 1.olacaksın.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Azami surette temkinli,&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Asgari derecede içinden geleni yapacaksın.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Önüne gelen her şeyin başıyla işte bundan derdi vardı. Artık aklı kalmamıştı. Karanlıktan, kedilerden, hatta bir kalemden ölesiye korkan herkesin takıntısının, fobisinin bir adı vardı. Onun fobisinin bir adı var mıydı? Anlamsız korkularının bir adı var mıydı? Ya da hastalığının bir adı? Aileden yadigar bu takıntıyı bir bilen var mıydı? Küçüklüğünde kontrolünü kaybettiği hayatının geridönüşü var mıydı? Hayatını kontrol altına almaya çalışma hastalığının bir adı var mıydı? Bedenini kontrol altına almaya çalışma hastalığının adını biliyordu. O da “A”ile başlıyordu: Anoreksi. Bu nasıl bir ironiydi? Sonun başlangıcının adı bile “A”ile başlıyordu.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Artık dayanamıyordu. Günlük diyaloglarında “A”ile başlayan kelimeler duyduğunda vücudunu soğuk terler basarken, 1 rakamını duyduğunda nefesi kesilirken hatta bu kelimelerden biri aileden birinin ağzından çıktığında altına kaçırırken yaşamaya devam edemezdi. Yapacaktı. Başka çaresinin kalmadığını görebiliyordu. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Ama önce “A”bdest almalıydı. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Allah’ın rahmetine kavuşacaktı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;Bu kısa hikaye &lt;a href="http://www.oykuatolyesi.blogspot.com"&gt;Öykü Atölyesi&lt;/a&gt;'nce belirlenen AİLE kelimesinin beynimden kovaladıklarıyla yazışmıştır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;!--EndFragment--&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6107851623088475362-2328914090246058878?l=beynimiterkedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beynimiterkedenhikayeler.blogspot.com/feeds/2328914090246058878/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://beynimiterkedenhikayeler.blogspot.com/2009/08/aile.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6107851623088475362/posts/default/2328914090246058878'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6107851623088475362/posts/default/2328914090246058878'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beynimiterkedenhikayeler.blogspot.com/2009/08/aile.html' title='AİLE'/><author><name>Fashistanbuller</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03407044890818315200</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_YrP4Y1TOBMI/S5mG5u7UqbI/AAAAAAAAC9M/FPDopFS6a_U/S220/_MG_8218.JPG'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6107851623088475362.post-6494795637405176755</id><published>2009-08-20T15:07:00.009+03:00</published><updated>2009-11-10T18:42:34.279+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fotoğraftan Çıkanlar'/><title type='text'>Kepenk</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_YrP4Y1TOBMI/So087e50JbI/AAAAAAAAAyo/iDXm6kwXBQc/s1600-h/3751133103_f1e0ef2a5e.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 320px; HEIGHT: 240px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5372016923128374706" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_YrP4Y1TOBMI/So087e50JbI/AAAAAAAAAyo/iDXm6kwXBQc/s320/3751133103_f1e0ef2a5e.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="mso-ansi-language: TR" lang="TR"&gt;Bu kepenkler bir daha açılabilecek miydi? &lt;?xml:namespace prefix = o /&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="mso-ansi-language: TR" lang="TR"&gt;Yağmalanmış sokaktan geçerken bunu düşünüyordu. Kendi dükkanının sağında, solunda, karşısında camları kırılmış, içinde lastik yakılmış, yerde kan lekeleri olan dükkanları gördükçe kendi kepenklerini açma fikrine sıcak bakamıyordu. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="mso-ansi-language: TR" lang="TR"&gt;Korkudan mı, utançtan mı böyle hissettiğini bilemiyordu. Belki ikisi birden. Bu semtte dükkan açarken arkadaşları, ailesi uyarmamış mıydı? Onları dinlemiş miydi peki? Hayır. O barışçıl bulduğu hareketinin gerçekleri yansıtmadığını şimdi görüyordu. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="mso-ansi-language: TR" lang="TR"&gt;Kendinden farklı insanların bulunduğu bu bölgede dükkan açarken 2 topluluk arasında bir zeytin dalı olduğunu hayal etmişti. Ancak yeni mahalleden de tüm o uyarıları utandıracak bir hoşgeldin duymamıştı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="mso-ansi-language: TR" lang="TR"&gt;Hoşgeldin duyulmayan bir yerde satış da olmuyordu haliyle. Sadece arada denk düşen bir kaç turist açıyordu kapısını; düzenden bihaber oldukları için.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="mso-ansi-language: TR" lang="TR"&gt;Satışlarının iyi gitmediği o günlerden birinde, kendini kovalayan bir grup gençten kaçan o minik kız olmasaydı işleri dönmeyecekti ama tüm bunlar da yaşanmayacaktı. O gün o kıza kapısını açmasa, o iyiliği yapmasa, insan olmasaydı bunların hiç biri olmayacak mıydı? Yoksa başka bir neden bulup çıkarırlar mıydı? Bu düşünceyle içindeki korku ve utanca suçluluk duygusu dediğimiz kemirgen de katılmıştı. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="mso-ansi-language: TR" lang="TR"&gt;Kız kendini kapıdan içeri attığında günlerden neyse neydi ama havanın boğucu sıcaklığını hatırlıyordu. Kız ise onun kim olduğunu biliyordu ama başka çaresi de yoktu. Atıvermişti kendini dükkana işte. Atmasıyla birlikte “yardım et” demesi de bir olmuştu ama gözlerinin içine bile bakamıyordu bunu derken.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="mso-ansi-language: TR" lang="TR"&gt;Kızı kenara çekti ve dükkanın kapısını açıp sokağa çıktı, kapıyı arkasından kapattı. Gençler kızın içeride olduğunu biliyordu. Aslında kovalamacanın heyecanı kızın kapıdan içeri kaçmasıyla son bulmuştu. Kız sokaktaki hangi kapıdan içeri kaçarsa kaçsın kovalamacanın orada biteceğini ve devamının gelmeyeceğini zaten biliyorlardı. Fakat kız can havliyle en yakındaki dükkana kaçmak zorunda kalınca, dükkan sahibi de o olunca işler değişiyordu. Başka bir heyecan başlıyordu. Kafa tutmanın heyecanı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="mso-ansi-language: TR" lang="TR"&gt;“Nasıl tutarsın içeride onu?” diye bağırdı bir tanesi. Bir başkası “Burada dükkan açman yetmiyor, bir de onlardan mı oldun?” diyerek üstüne yürüdü. Onlara ve dediklerine o kadar ifadesiz bakıyordu ki... Sayıca üstün oldukları için bir şey yapamayacağının farkındalığının verdiği sakinlikti bu. “Babamla geçmişin olmasa acımazdım. Yürüyün gidiyoruz.” duyduğu son cümle oldu. Arkasını döndü dükkana girdi. Bu genç çocukların, çok değil, sadece 2 sokak ötede yaşadığına inanamıyordu.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="mso-ansi-language: TR" lang="TR"&gt;Kızın bir kaç dakika sonra tek kelime etmeden ama minnettar gözlerle bakarak dükkandan çıktığı o günden sonra ilk defa bir mahalleliye satış yaptı. Kızın akrabası bile değildi alışverişi yapan. Demek ki haber çabuk yayılmıştı. Her geçen gün mahalleden müşterileri arttı. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="mso-ansi-language: TR" lang="TR"&gt;Ailesi ve arkadaşları da farkındaydı ama o, onun için sevinmek yerine, uyarıları boş çıktığı için hissettikleri hırsla yandıklarının farkına varamamıştı. Gelişmeleri büyük bir barış anlaşmasının imzalanmasında önemli bir rol oynamışçasına heyecanla paylaşmıştı. Onların da bu huzuru hissetmesini istemiş, her şeyi çok güzel yapacağını sanmıştı. Onlar da görmeyi, hissetmeyi başarabilirlerse 2 sokak ötesi 200 yıl öncesi gibi olmayacaktı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="mso-ansi-language: TR" lang="TR"&gt;Şimdiyse o barış anlaşmasının küllerine bakıyordu. Mahallenin böylesine yağmalanmış ancak kendi dükkanına hiç bir zarar gelmemiş olması şans olabilir miydi? Bunu kimin yaptığı bulunmamışken şans kelimesine kendini çok yakın hissedebilir ve içini rahatlatabilirdi. Ancak kimin yaptığı belliydi, sadece kendi dükkanının ayakta olmasından belliydi. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="mso-ansi-language: TR" lang="TR"&gt;Şimdi o kepenkleri açarsa bir tarafa karşı sadece kendi dükkanını sembolik de olsa açabilmenin utancını yaşarken diğer tarafa kafa tutacak olmanın verdiği korkuyu yaşıyordu. Peki mahallede sağlam kalanlar onu sağ bırakır mıydı? O böyle naif bir barış elçiliğine kalkışmamış olsa bunlar yaşanır mıydı? Peki ya o minik kızı içeri almamış olsa o minik kız yaşıyor olur muydu?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="mso-ansi-language: TR" lang="TR"&gt;Dükkana doğru ilerlerken tüm gözler ondaydı. İlerledikçe görmek istemediklerine, yaklaşmak istemediklerine yaklaşıyordu. Dükkanın önünde durdu, cebinden kepenk kilidinin anahtarını çıkarttı. Kepenk büyük bir gürültüyle yukarı doğru açıldı. Cebinden çıkardığı diğer anahtarla dükkanın kapısını ardına kadar açtı. Yüzünü tekrar sokağa döndü ve yere eğildi. Kapısının önüne bırakılmış minik kızın cansız bedenini kucaklayarak dükkandan içeri girdi.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="mso-ansi-language: TR" lang="TR"&gt;Kapıyı arkasından kapattı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="FONT-STYLE: italic" class="Apple-style-span"&gt;Bu hikaye &lt;a href="http://www.oykuatolyesi.blogspot.com/"&gt;Öykü Atölyesi&lt;/a&gt;'nce belirlenen yukarıdaki fotoğrafın beynimden kovaladıklarıyla yazılmıştır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6107851623088475362-6494795637405176755?l=beynimiterkedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beynimiterkedenhikayeler.blogspot.com/feeds/6494795637405176755/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://beynimiterkedenhikayeler.blogspot.com/2009/08/kepenk.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6107851623088475362/posts/default/6494795637405176755'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6107851623088475362/posts/default/6494795637405176755'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beynimiterkedenhikayeler.blogspot.com/2009/08/kepenk.html' title='Kepenk'/><author><name>Fashistanbuller</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03407044890818315200</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_YrP4Y1TOBMI/S5mG5u7UqbI/AAAAAAAAC9M/FPDopFS6a_U/S220/_MG_8218.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_YrP4Y1TOBMI/So087e50JbI/AAAAAAAAAyo/iDXm6kwXBQc/s72-c/3751133103_f1e0ef2a5e.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry></feed>
